Ulusal Gündem

Thursday, Sep 09th

Last update:12:51:09 PM GMT

You are here: Home

Bilim adamları Bolt'un rekorunu tartışıyor

e-Posta Yazdır PDF

Bolt'un inanılmaz başarısı bilim dünyasında da tartışma konusu oldu

Berlin'de yapılan Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 100 metreyi 9.58 saniyede koşarak inanılması güç bir dünya rekoru kıran Jamaikalı atlet Usain Bolt'un başarısı uzmanlar arasında da tartışma konusu oldu.

9.58 saniyede 100 metre koşmak. Bir insan gerçekten bu kadar hızlı koşabilir mi? Hem de doping olmadan tamamen temiz bir şekilde. Jamaikalı atlet Usain Bolt'un bu başarısı bilim adamları arasında da tartışmalara neden oldu.

Mainz Üniversitesi profesörlerinden Perrick le Simon, bunun mümkün olduğuna inanıyor. Simon, "Nüfus genetiğine bakarsanız olabilir. Eğer yeterince insanı 100 metre koşturup, yeterince uzun beklerseniz, o zaman size sanki başka bir yıldızdan geliyormuş gibi görünen bir yetenek ortaya çıkacaktır" diyor.

Bazı dopingler tespit edilemiyor

Simon'a göre, dünyada 2.40 metre boyunda ya da daha uzun insanlar var olabiliyorsa, o zaman başka alanlarda da genetik yapısı çok büyük farklılık gösteren insanlar bulunabilir.

Profesör Perrick le Simon sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bolt konusunda da böyle bir farklılığın var olup olmadığı konusunda kesin bir yanıt veremem. Ancak bütün spekülasyonlarda ortaya atılan problem de bu. Temiz miydi, değil miydi? Sonuç olarak bunu bilmiyoruz. Bu konuda emin olmak istiyorsak, o zaman daha farklı bir anti-doping sistemi ya da farklı bir test sistemi geliştirmeliyiz. Her şeyden önce performans artırdığını bildiğimiz, ancak şu anda ispatlanamayan maddelerin kanıtlanmasını sağlayan çalışmalara daha fazla yatırım yapmalıyız. Mesela büyüme hormonları. Gen transferinin kullanıldığı gen dopinginin çeşitleri tespit edilemiyor."

Bolt uzmanları şaşırtmadı

Perrick le Simon, Dünya Dopingle Mücadele Ajansı'nda gen dopingi uzmanı olarak görev yapıyor. Şu anda üzerinde çalıştığı konu ise gen dopingini kanıtlama metotları. Bolt'un 9.58 saniyelik rekoru pek şaşırmayan Simon şunları söylüyor:

"Bolt'un 16 - 17 yaşlarındaki performansı, tamamen standartların dışındaydı. Ancak Bolt, oradan başlayıp gelişim evreleri geçirdi. Yani normal bir yaşta, dünya klası doğrultusunda ilerleyen bir atlet için söylenebilecek evreler. Bu performans gelişiminde bana göre, göze batan bir şey yok."

22 yaşında pek çok kişiyi geride bıraktı

Peki Usain Bolt gerçekten dopingsiz ve tertemiz ise onu bu kadar farklı yapan ne? Yenilmez kılan ne?

Alman Atletizm Federasyonu (DLV) Spor Direktörü Jürgen Mallow ise şöyle konuşuyor:"Usain Bolt, diğerlerinden daha iyi sprint yapıyor. Bu nedenle daha hızlı. Onu diğerlerinden farklı kılan da işte bu muhteşem koşu tekniği."

Ancak doping alıp almadığı kesin olarak bilinmiyor. Jamaikalı atlet, daha henüz 22 yaşında pek çok kişiyi geride bıraktı. Doping kullandığı için iki yıl pistlerden men edilen ünlü İngiliz atlet Dwaine Chambers, olimpiyat stadında yıllar öncesinde olduğu gibi çok hızlı koştu ve 10 saniyede hedefe ulaştı. Ancak bu arada Bolt neredeyse şampiyonluk turunu atmaya başlamıştı bile.

Sebastian Krause / DW - Çeviri: Başak Sezen

Editör: Baha Güngör

SEMENYA KADIN MI ERKEK Mİ?

e-Posta Yazdır PDF
Haber: Semenya Kadın mı Erkek mi?Caster Semenya Katıldığı Bayanlar 800 Metre Yarışını Aşırı Rahat Bir Farkla Kazanınca Atlete Cinsiyet Testi Yapılmasına Karar Verildi.

'Altın Kız' Erkek Mi? Almanya'nın Berlin şehrinde düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nda 800 metre Bayanlar kategorisinde yılın en iyi derecesini yaparak altın madalyayı kazanan Güney Afrikalı atlet Caster Semenya ile alakalı ilginç gelişmeler yaşanıyor.

Süreç, Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği'nin (IAAF), 18 yaşındaki bayan atletin erkeksi görünümünden dolayı tarafından cinsiyet testine tabi tutulmasını istemesiyle başladı. Atletizm çevrelerinde ismi bilinmeyen ve aldığı altın madalyayla bir anda tüm otoritelerin ilgisini üzerine çeken Semenya'nın cinsiyetinin genetik testlerle belirlenebileceği ve yapılan testin sonuçlarının önümüzdeki hafta açıklanacağı ifade edildi.

Güney Afrika Atletizm Federasyonu ise atletin kadın olmaması ile alakalı herhangi bir kuşkunun mevcut olmadığını ifade etti.

İNCELMENİN KURALLARI

e-Posta Yazdır PDF
ahmet-ercanAH BİR DE BEN BİLSEM. YEMEĞİ, ATIŞTIRMAYI BENDE SEVİYORUM. AZ YİYİN BOL SU İÇİN. BOL BOL SU. YÜRÜYÜN.DEVİNGEN OLUN.

İNCELMENİN KURALLARI

Yaklaşan yaz mevsimi sebebiyle birçok insanı saran plaj telaşı aslında çözümlenemeyecek bir sorun değil. Fazla kilolarınızdan dertliyseniz, önerilerimize kulak vererek formda bir yaz geçirebilirsiniz.

Güzel bir güne su ile başlayın...

Yağ yakma konusunda bir etkinliği olmasa da, bütün gece sizinle birlikte uyuyan sindirim sisteminizi uyandırmanın en güzel yolu, güne su içerek başlamaktır. Güne 1 su bardağı ılık su ve 1 su bardağı oda sıcaklığında su içerek başlayın, barsak sorunlarına hoşça kal deyin...Kahvaltıyı atlamak çözüm değil, sorundur...

Pek çok insan kahvaltı öğününü atlayarak kilo vermeye çalışır. Fakat kahvaltı gece boyunca aç kalmış bedenimizi canlandırmak ve açlıktan yavaşlayan metabolizmamızı hızlandırmak için en doğru yoldur.1-2 dilim peynir, tam buğday unundan ekmek ve bol salata ile süsleyeceğiniz bir kahvaltı sofrası daha zinde hissetmenizde anahtardır. "Kahvaltı için vaktim yok" veya "Acelem var" diyenlerdenseniz, 1 peynirli sandviç veya müslili süt gibi kahvaltılıkları da tercih edebilirsiniz. Tabi ki miktarları abartmadan...

Gününüzü ara öğünlerle süsleyin...

Metabolizmanızı dinç tutmak için ara öğünler tüketmeye gayret edin. Ana öğünler arası tüketeceğiniz bir porsiyon meyve veya yoğurt veya küçük 1avuç kadar fındık veya küçük bir peynirli sandviç, kan şekerinde oluşabilecek ani düşmeleri engelleyerek, tatlı krizini önler, açlığınızı yatıştırır, bir sonraki öğünde aşırı miktarda besin tüketmenizi engeller.

Öğün atlamak, kendi metabolizmamıza yaptığımız bir suikasttir...

Öğün atlamanın kilo verme ve formda kalma konusunda yararı olduğunu düşünenler yanılıyor. Çünkü öğün atlamak metabolizmayı yavaşlatmakla kalmaz, aynı zamanda kan şekerinin düşmesine neden olarak açlık hissini arttırır. Bir sonraki öğünde aşırı dolu bir mideyle sofradan kalkmanıza zemin hazırlar, gereksiz alınan kaloriler de cabası! Bu nedenle öğün atlamamaya ve 4 saatten daha uzun süre aç kalmamaya özen göstermelisiniz.

Hayatın asıl kaynağı suya önem verin...

Özellikle yazın terleme sonucu sıvı kaybı artacağından, su tüketiminizi arttırmalısınız. Zayıflama döneminde vücutta oluşan yıkım ürünlerinin atılabilmesi içinde su tüketimi çok önemlidir. Vücutta gerçekleşen dolaşımınıza destek olun ve günde 10-15 su bardağı (2-3 litre)su için.

Vitamin ve minerallere sofrada yer açın...

Vitaminler ve mineraller vücudun işlevlerini tam olarak yerine getirmesi ve metabolizmanın çalışması için gereklidir. Günlük vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak için sofranızda bütün besin gruplarına yer açmanız gerekir. Süt ürünlerine, az yağlı etlere, tam tahıl ürünlerine ve tabi ki sebze ve meyvelere sofranızda yer verin...

Sebze ve meyveler sofraların baş tacı...

Günlük vitamin ve mineral ihtiyacınızın karşılanması ve sağlığınızın korunması için günde en az 5 porsiyon çiğ sebze ve meyve tüketilmelidir. Yapılan son araştırmaların sonuçları, sağlığı korumak için gerekli olan birleşikleri yeterli oranda alabilmek için günlük meyve ve sebze tüketimimizi 9 porsiyona çıkarılması gerektiği yönünde.

Gizli enerji depolarına dikkat! İçecekler...

Yapılan araştırmalar son yıllarda günlük alınan enerjinin yaklaşık %30'unun içecekler içinde yer alan şekerden veya mısır şurubundan karşılandığını göstermiştir. İçeceklerinizi doğru seçmek, vücudunuza gereksiz kalori yüklemesi yapmanıza engel olacaktır. Şekerli ve karbondioksitli içecekler, hazır meyve suları ne kadar cazip görünse de, buzlu bir ayran, taze sıkılmış bir meyve suyu ve hafif şekerli bir limonata ferahlarken sağlıklı kalmanızı da sağlar...

Güzel bir güne su ile başlayın...

Yağ yakma konusunda bir etkinliği olmasa da, bütün gece sizinle birlikte uyuyan sindirim sisteminizi uyandırmanın en güzel yolu, güne su içerek başlamaktır. Güne 1 su bardağı ılık su ve 1 su bardağı oda sıcaklığında su içerek başlayın, barsak sorunlarına hoşça kal deyin...

Kahvaltıyı atlamak çözüm değil, sorundur...

Pek çok insan kahvaltı öğününü atlayarak kilo vermeye çalışır. Fakat kahvaltı gece boyunca aç kalmış bedenimizi canlandırmak ve açlıktan yavaşlayan metabolizmamızı hızlandırmak için en doğru yoldur.1-2 dilim peynir, tam buğday unundan ekmek ve bol salata ile süsleyeceğiniz bir kahvaltı sofrası daha zinde hissetmenizde anahtardır. "Kahvaltı için vaktim yok" veya "Acelem var" diyenlerdenseniz, 1 peynirli sandviç veya müslili süt gibi kahvaltılıkları da tercih edebilirsiniz. Tabi ki miktarları abartmadan...

Gününüzü ara öğünlerle süsleyin...

Metabolizmanızı dinç tutmak için ara öğünler tüketmeye gayret edin. Ana öğünler arası tüketeceğiniz bir porsiyon meyve veya yoğurt veya küçük 1avuç kadar fındık veya küçük bir peynirli sandviç, kan şekerinde oluşabilecek ani düşmeleri engelleyerek, tatlı krizini önler, açlığınızı yatıştırır, bir sonraki öğünde aşırı miktarda besin tüketmenizi engeller.

Öğün atlamak, kendi metabolizmamıza yaptığımız bir suikasttir...

Öğün atlamanın kilo verme ve formda kalma konusunda yararı olduğunu düşünenler yanılıyor. Çünkü öğün atlamak metabolizmayı yavaşlatmakla kalmaz, aynı zamanda kan şekerinin düşmesine neden olarak açlık hissini arttırır. Bir sonraki öğünde aşırı dolu bir mideyle sofradan kalkmanıza zemin hazırlar, gereksiz alınan kaloriler de cabası! Bu nedenle öğün atlamamaya ve 4 saatten daha uzun süre aç kalmamaya özen göstermelisiniz.

Hayatın asıl kaynağı suya önem verin...

Özellikle yazın terleme sonucu sıvı kaybı artacağından, su tüketiminizi arttırmalısınız. Zayıflama döneminde vücutta oluşan yıkım ürünlerinin atılabilmesi içinde su tüketimi çok önemlidir. Vücutta gerçekleşen dolaşımınıza destek olun ve günde 10-15 su bardağı (2-3 litre)su için.

Vitamin ve minerallere sofrada yer açın...

Vitaminler ve mineraller vücudun işlevlerini tam olarak yerine getirmesi ve metabolizmanın çalışması için gereklidir. Günlük vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak için sofranızda bütün besin gruplarına yer açmanız gerekir. Süt ürünlerine, az yağlı etlere, tam tahıl ürünlerine ve tabi ki sebze ve meyvelere sofranızda yer verin...

Sebze ve meyveler sofraların baş tacı...

Günlük vitamin ve mineral ihtiyacınızın karşılanması ve sağlığınızın korunması için günde en az 5 porsiyon çiğ sebze ve meyve tüketilmelidir. Yapılan son araştırmaların sonuçları, sağlığı korumak için gerekli olan birleşikleri yeterli oranda alabilmek için günlük meyve ve sebze tüketimimizi 9 porsiyona çıkarılması gerektiği yönünde.

Gizli enerji depolarına dikkat! İçecekler...

Yapılan araştırmalar son yıllarda günlük alınan enerjinin yaklaşık %30'unun içecekler içinde yer alan şekerden veya mısır şurubundan karşılandığını göstermiştir. İçeceklerinizi doğru seçmek, vücudunuza gereksiz kalori yüklemesi yapmanıza engel olacaktır. Şekerli ve karbondioksitli içecekler, hazır meyve suları ne kadar cazip görünse de, buzlu bir ayran, taze sıkılmış bir meyve suyu ve hafif şekerli bir limonata ferahlarken sağlıklı kalmanızı da sağlar...Alkol... Olmalı mı? Olmamalı mı?

Alkolün aşırı miktarlarda tüketimi kalp sağlığına ve karaciğere zarar vermesinin yanı sıra, kilo almaya da neden olur. Vücutta dolaşımı bozarak ödemi arttırır. Yazın alkollü içecek içmeden geçer mi diyenlerdenseniz, içtiğiniz alkollü içeceğin çeşidine ve miktarına dikkat etmeli ve alkollü içeceklerle birlikte bol su içmelisiniz. Alkol, mutlaka tok karına, yemeklerle birlikte veya fındık, fıstık, beyaz peynir gibi yiyeceklerle birlikte tüketilmelidir. Alkolün protein ve yağlı yiyeceklerle birlikte ve bol su içerek tüketimi, emilimini yavaşlatır.

Öğünlerinizin glisemik indeksini azaltın...

Yüksek glisemik indeksli besinler kan şekerini hızlı yükseltir ve hızlı düşürürler. Kan şekerinin hızlı düşmesi, yoğun açlıkla veya tatlı krizleri ile son bulur. Besin seçimlerinizde "beyaz"lar yerine "kahverengilere" yer vermeniz (kahverengi pirinç, makarna, şeker gibi), öğünlerinizde karbonhidratlı besinler yanında proteinli besinlere yer vermeniz ve salatanıza az miktarda zeytinyağı eklemeniz, öğünlerinizin ve diyetinizin glisemik indeksini azaltarak açlık hissiyle yaptığınız mücadele de size destek olacaktır.

Light deyip geçmeyin, light deyip seçmeyin...

Light ürünler doğal versiyonlarına nazaran daha az enerji içerseler de, bu tür yiyeceklerin ve içeceklerin bir sonraki öğünde tüketilen besin miktarını arttırdığına dair veriler vardır. Bilim uzmanları araştırmalarına devam ederken, sizde haftada 2 kezden fazla light içecek tüketmemeye özen gösterin.

Zararsız atıştırmalar aslında zararlıdır...

Bir lokmadan bir şey olmaz demeyin. Yapılan bazı araştırmalarda, bir lokmalık atıştırmaların günlük enerji alımını %5 ila 10 ölçüsünde arttırdığını gösterilmiştir. Günlük aldığınız enerjiyi %5ila 10 azaltmak sizin elinizde...

Doğru seçimlerle açık büfeler artık düşman değil...

Yaz aylarında kilo almaya sebep olan nedenlerden biri de açık büfelerde doğru seçimler yapmamaktır. Açık büfelerde çok fazla miktardaki besin tüketimi, kızartma, kavurma gibi yüksek yağ içeriği olan yiyeceklerin tercih edilmesi, ağır hamur tatlıları ve aşırı alkol kilo alma nedenlerindendir. Fırında veya ızgara olarak hazırlanmış az yağlı etleri, yoğurdu ve tam buğday unundan ekmekleri, pilav, makarna gibi diğer tahıl ürünlerini ölçülü miktarda almak, bol salata ile süslemek sağlıklı ve formda kalmak için sağlam bir yoldur. Tatlı seçimi de bir diğer önemli konudur. Ağır hamur tatlıları yerine tüketeceğiniz bir sütlü tatlı, içerdiği kalsiyum minerali ve daha düşük enerjisi ile daha sağlıklı bir seçim olacaktır.

Yazla birlikte kemikler daha güçlü...

Ultraviyole ışınların cilde teması ile vücudumuzda sentezlenen D vitamini, kemiklere kalsiyum taşınmasında önemli rol oynar. Yapılan çalışmalar, cilde sürülen faktörlü güneş koruyucularının D vitamini sentezini azalttığını ortaya koymaktadır. Güneş koruyucuları kullanmaya devam edin, fakat güneşin tehlikeli ışınlarının dünyaya daha az geldiği akşam saatlerinde günde 10 dakika güneşlenmeye de özen gösterin.

Hareket edin, formda kalın sağlıklı yaşayın...

Kışın miskinliğini artık üzerinizden atın. Her gün en az yarım saat yapacağınız yürüyüşler forma girmenizde ve formda kalmanızda size yardımcı olacaktır. Yaz mevsiminin vazgeçilmezi olan plaj voleybolu, treaking gibi sporlarda enerji harcamanızı arttırarak form tutmanızı, sağlıklı yaşamanızı aynı zamanda iyi vakit geçirmenizi sağlayacaktır.

Ve yazın vazgeçilmezi: Dondurma...

Yaz mevsiminin vazgeçilmezi olan dondurmadan uzak kalmanız gerekmiyor. Dondurma, kalsiyum ve riboflavin içeriği nedeni ile besin değeri yüksek bir besin. Fakat şeker içeriği nedeni ile miktarlara dikkat etmek gerekmekte. Günde 2 topu geçmemeye gayret edin. Enerji içeriği yüksek soslu ve kremalı olanları tercih etmek yerine, taze sütten yapılmış hafif dondurmaları deneyin.

 

Prof. Övgün Ahmet Ercan

Topstarlar ya da Güney Afrika Düşleri Görenler...

e-Posta Yazdır PDF

Yorum: Selma Erdal

" Bir GUIZA kadar olamadı KAHVECİ; bu hepsinden de acı..."

Küreselleşme sürecinde, tartışmaya açılan pek çok olumsuz kavram olmasına karşın, bu olumsuzlukları olumluluğa çevirebilecek güçlerimiz de var elimizde, eğer doğru kullanmasını becerebilirsek... İşte bunların en önemlisi KÜLTÜR kavramıysa (ve de kültürel ögelerimizse), diğeri de hiç kuşkunuz olmasın ki SPOR olgusu, oluşumu, olayıdır. Özellikle bizler gibi azgelişmiş ülkelerde SPOR kavramı; ayaktopu karşılaşmalarıyla özdeşleşmiştir, sıradan söyleyişle "futbol maçları" ile... Bu bağlamda diyebiliriz ki küreselleşme kavramı tartışılmaya, etkileri yerküremizi sarmaya başlamadan çok daha önce spor Dünyalılar'ı küreselleştiren bir olgu olmayı başarmıştır ve özellikle de futbol...

Uluslararası  alanda ülkelerin yalnızca ekonomik ya da siyasal güçleriyle değil, spor alanında gösterdikleri başarılarıyla da saygınlık kazandıkları bir gerçektir. Başarıyı amaçlayan ülkeler ereklerine ulaşmada bu aracı en ussal biçimde kullanmasını da çok iyi bilmektedirler. Bize gelince; tarihi geçmişimizle övünme, sonradan da yaşadıklarımıza bakıp dövünme sürecinden nedense  genelde spor, özelde futbol ya da basketbol aracılığıyla saygınlık kazanma, başarıya odaklanma amacına ulaşma uygarlığına henüz erişemediğimizden küreselleşme olgusunun en yaygın tanıtım aracının olanaklarından yararlanma düzeyine de gelebilmiş değiliz. Çünkü ülkemizde futbol ve son yıllarda da  basketbol; kısa yoldan köşeyi dönmenin kolay  yolu olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası  karşılaşmalarda başarıya ulaşmak için değil, ulusal düzeyde varsıllığa ve de üne ulaşmanın aracı olarak görülmektedir. Eğitime yatırım yapmadan, insan kaynakları ekonomisine göre "fırsat maliyeti"ne katlanmadan; "Ne okul harcaması, ne de kitap...Vur topa tekmeyi, paraları kap..." kolaycılığıyla varsıl olmak... Sonrasında; alt kültür düzeyinden gelenlere de kötü rol model olmak... Onların övgüleriyle kasılmak, sövgüleriyle iyicesine şaşırmak...Kesin olansa; arsızca şımarmak... İlgiden, paradan dolayı şımarmak; "ne oldum delisi" olmak...

Hadi insana özgü tutum ve davranışları da hoşgörelim; şımartalım onları...Ne de olsa sıradan yaşamlardan, sıra dışı yaşamlara ulaştılar diye... İyi de yola çıkarken  amaçları neydi ?... Yalnızca varsıl olmak mıydı, yoksa başarılı olmak mıydı ?... Varsıl bir futbolcu ya da basketbolcu olmak mıydı, yoksa iyi bir futbolcu ya da basketbolcu olmak mıydı ?...

Ne yazık ki ülkemizde "vasatın egemenliği" almış başını gidiyor... Nitelik kavramı; halkın bilincinden silinmiş, yakında kullanılmadığından dolayı sözlüklerden de silinecek sözcük olarak... Nasıl ki İBO ve türevlerinin kimliğinde "sanatçı" kavramı yozlaştıysa, futbolcularımız ve giderek basketbolcularımız aracılığıyla "sporcu" kavramı da anlamını yitirecek... Üstelik kavram en büyük yarasını Süreyya AYHAN'ın dopingiyle almıştı... İşte gerisi de geliyor...Uluslararası spor karşılaşmalarından başarı beklemek son yıllarda düş, sporcularımızın da becerdiği, başardığı da yalnızca düşüş olmaktadır...

Kemal ATATÜRK sevedursun sporcunun zeki ve ahlaklısını...

Biz severiz sporcunun tekkeci ve tarikatçısını...

Bir atımlık barutu karşılığında; bulduğunda parayı

Değiştiriyor  önce eşini, sonra da arabayı...

Eğitimsiz, üstelik de aç olunca

Cebine ansızın para dolunca

Ne ilkeli, ne disiplinli

Devlet memuru anlayışında olduğu gibi

"Salla başını, al maaşını" diyen memurlardan sonra

"Salla pası, ver pozu" diyenler türedi başımıza

Vurmaktalar boşa doluya

Koşuyormuş gibi tık nefes soluya

Dilde pelesenk; "Önümüzdeki maça bakacağız"

Gelecek maçta da hiç kuşkusuz topu taca atacağız...

Bu ülkede her şey satılıksa, biz de böyle maçları satarız

Askerde miyiz kardeşim ?... Elbetteki yan gelip yatarız...

Arasıra el, etek öperiz, alırız icazet Hoca Efendimiz'den

TOPSTAR'ız işte; sorgu-sual sorulur mu bizden ?...

Selma ERDAL; Bursa

İman Gücüyle Bolusporum

e-Posta Yazdır PDF

bolusporBOLU'da futbol takımı için okuduğu dualarla adını duyuran emekli imam Lütfü Karataş, bu kez ligde kalma mücadelesi veren Bolu Belediyespor Bayan Voleybol Takımı için soyunma odasında dua etti.

Mayolu voleybolcular sandalyelere oturarak, Lütfü Hoca'nın okuduğu dua için el açtı. Lütfü Hoca besmele çekerek, şöyle dua etti:

 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1418
mod_vvisit_counterDün3426
mod_vvisit_counterBu Hafta15406
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay31831
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü539360