Ulusal Gündem

Monday, Sep 06th

Last update:12:29:02 PM GMT

You are here: Home

Nur Okutmuş

Ağlanacak halimize gülmek için... Adres: Habertürk!..

e-Posta Yazdır PDF

nur-okutmusÇok yaşa sen emi... Haber Türk! Sende olmasan?.. Gülmeyi hepten unutmuştuk! Şalvarlı Ahmet Hocalar, namı değer Adnan Hocalar, Berlisconi ve mazlum eskort sevgili, oh oh... Daha neleer neler! Tam bir gülünesi türden kara mizah.

Doğru, tarafsız ve dürüst habercilik sloganıyla ortaya çıkan bir medya kuruluşunda, böyle programlar görmek, beni hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor. V e bu durumu önemsiyorum!

Yahu ne oluyor?..  Tüm çağları karmaşık bir biçimde yeniden mi yaşıyoruz? İlerliyoruz derken, hızla ilk çağlara mı geriliyoruz? Her şey sil baştan, bilim-ahlak-inançlar,  yine yine yeniden mi?

Hepimizin bildiği gibi, Din ve kadın asırlar boyu, egemen güçlerin elinde kullanılan bir meta ve en baskın sömürü aracı olagelmiştir. Yaşam felsefelerini daha daha fazla sömürmek ve bu yolla daha fazla çıkar sağlamak üstüne kuranlar, bir takım şeylerin üstünü örtmek ve halkı uyutabilmek için, derhal Din ve kadın üstünden birtakım oyunları uygulamaya başlarlar. Bu değişmeyen, biçim değiştirse de özde değişmeyen uygulamalar, öyle anlaşılıyor ki bu düzen böyle devam ettiği müddetçe de değişmeyecek!

Mesela; demokrasinin ve medeniyetin beşiği İngiltere(!) de, son zamanlarda yaşananlara bir bakalım. İngilizler, tam da Amerika'da başlayarak tüm dünyaya yayılan Kapitalist Küresel kriz sıralarında, toplumun dikkatini başka yöne çekmek ve ekonomik krizin altındaki gerçek nedenleri gizlemek için, Din ve Kadın ı esas alan bir takım uygulamalar başlattılar Evet, asırlar öncesinden değil, çok yeni yaşanan olaylardan bahsediyorum.

Örneğin: İngiliz Parlamentosu dinsel açılımlar eksenli bir dizi karar almak üzere hareketlendi. Örneğin; Dini temel alan partilerin kurulabilmesi, isteyenin şeriat kanunlarına göre yaşaması ve hatta şeriat kanunlarına göre mahkemelerin kurulabilmesi, başörtüsünün her alanda serbest bırakılması, kadınlara seksi görüntü sağladığı gerekçesi ile topuklu ayakkabının yasaklanması gibi... (Gerçi bunu son zamanlarda tıbbi gerekçelere oturtmaya çalışıyorlar.)

Neyse, bu konuya örnek olsun diye kısaca değindim. Daha sonra detaylı bir şekilde yazacağım. Asıl konumuza dönersek, Habertürk te maalesef bu eksenin içinde görünüyor.

Acaba, toplumun artık unutup bir kenara koyduğu Şalvarlı Ahmet hocaları, Adnan Hocaları ve onların cemaatlerini, Said-i Nursi inanç ve söylemlerini şimdilerde, yani toplumun tüm dikkatini çok daha önemli konulara vermesi gereken  tam da bu günlerde, yeniden popülarize ederek öne çıkarmanın ne anlamı var? Ve buna durup dururken neden gerek duyulur?

Ya, Bu adamlar sanki cennete tur düzenliyorlar!.. Cennete birkaç kez gidip gidip gelmişler gibi, ne de güzel detaylarıyla anlatıyorlar. İnsanın bir bilet alıp biran önce gidip göresi geliyor!.. Yoksa Adnan Hocanın tanımladığı Dabbe, (Bilgisayar) kanalı ile mi haberleşiyorlar?..

Eskiden Cennetin anahtarını bile vadedenler vardı, Dünya da teknoloji bu kadar geliştiğine göre, Cennet turizmi neden olmasın:)

Kendilerince yavaş yavaş halkın beynini ele geçirmeye çalışıyorlar ve bunu hızlandıracaklar besbelli! Ama. Dünya halkları ve özel olarak da bizim halkımız acaba hala o düzeyde mi? Halkımız bu palavralara kanacak konumu çoktan aştı bana kalırsa. Şu an ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktan kafasını kaldıramasa da, artık Türkiye halkı, sizin o bildiğiniz halk değildir. Büyük ölçüde artık, bu tür şeyleri izlediğinde gülecek hale gelmiştir!..

Aslında tam anlamıyla öyle olduğuna inanmadığım, işin başka bir boyutu da var tabi... Şöyle ki, onlar böyle programlar yapacak, bizler eleştireceğiz, sonra da, reytingler tavana vuracak ve... Gelsin paralar!  Evet, işin böyle bir yanı da var elbet!.

Amaaaa!.. Her ne olursa olsun, ister programcı ister sermayedar. Sizlerin de bu topluma ve sizleri siz yapan bu ülke halkına karşı, manevi bir borcunuz, bir sorumluluğunuz olması gerekmez mi? Bu bağlamda, yani kitlelerin beynini yıkamak anlamında, toluma verilen büyük zarar ne olacak? Sadece para kazanmak hırsıyla halkın geleceği ile oynamaya değer mi?

Halkı gerçek konulardan uzaklaştırıp. Halkın zararına da olsa her şeyi Allah'a ve Din'e bağlamak, hangi akla mantığa uyar ve neye hizmet eder.

Ey siz, bu tür programları yapanlar! Daha ne kadar; her şey Allahtan, sesini çıkarma her şey Allah istediği için böyle oluyor, sen yalnızca dua et. Bu dünyada çektiğin sıkıntılar için Allah seni cennetle ödüllendirecek diyen ve kendini Allahın elçisi olarak topluma lanse edenlerin vebaline ortak olacaksınız?

Belki,  mizah-i bir dille bazı şeylere dokunmaya çalıştığım için, hey! sende mi kafayı yedin diyenleriniz çıkabilir ama... Eeee! Ne yapalım o da Allahtan!

...Fıkra;

Tanrının yeryüzü elçilerinden biri, telaşla koşarak,Tanrının karşısına çıkar.

- Elçi: Yüce Tanrım, ABD' de büyük ekonomik kriz çıktı. Ne yapalım? Der.

-Tanrı: Bırakın onlar bir çaresini bulur! Der.

Bir süre sonra elçi tekrar telaşla Tanrının karşısına çıkar.

-Elçi: Yüce Tanrım, şimdi de Rusya'da büyük ekonomik kriz çıktı. Ne yapalım der.

-Tanrı: Bırakın, onlar da bir çaresini bulur. Başlarının çaresine bakarlar. Der.

Gene aradan kısa bir süre geçer, Elçi gene Tanrının karşısına çıkar ama sakindir. Yüce Tanrım, bu sefer Türkiye'de ekonomik kriz var, ne yapalım. Der.

Bu sefer Tanrı telaşlanır ve...

-Tanrı: Hemen toparlanın çok işimiz var... Der. Elçi şaşırır.

-Elçi: Ey yüce Tanrım neden bu kadar telaşlandınız? Diye sorar.

__Tanrı: Neden olacak, onlar her işlerini bana havale ederler de ondan!..

 

 

 

 

 

BU BİR HAZIRLIK AŞAMASIDIR!..

e-Posta Yazdır PDF

nur-okutmusNeyin mi?.. Bir sonraki adımın!

Daha önceki yazılarımda,  bu ülke üstünde oynanan oyunları, altında yatan gerçekleri, nedenleri niçinler ile birlikte gayet açık ve net bir biçimde anlattım. Ancak şu yaşadığımız dönemi özel olarak ayrıca anlatmakta yarar var.

Bu bir hazırlık aşamasıdır, çünkü; sınırları malum kişilerce çizilmiş olan Bölge, henüz ayrılıp yeni bir devlet kurmak için hazır değildir. Bu güne kadar yapılmış olanlar, oradaki kitleyi psikolojik olarak buna hazırlamış ve özendirmiştir. Ama bir devlet olmak için yalnızca bunlar yeterli değildir. Sıra bölgenin ekonomik olarak hazırlanmasına ve zenginleştirilmesine gelmiştir.

Herkesin bildiği gibi, Doğu ve Güney Doğuyu başta,  İstanbul - Ankara - İzmir' in içinde bulunduğu, Marmara - Ege - İç Anadolu ve hatta bir ölçüde de Karadeniz Bölgeleri beslemektedir.  Bu gerek gelen göçlerle, gerek tüm Türkiye halkının vergileri ile ve gerekse eğitim kurumları kanalıyla yapılmaktadır. Haaa, bu bile bugüne kadar layıkıyla yapılmış mıdır derseniz? Cevabım; elbette ki hayır.

Sırası gelmişken, Başbakan R. Tayip Erdoğan'ın iktidara geldiklerinin hemen akabinde,İstanbul'u kurtarmanın yolu olarak, İstanbul'a girişlerde vize uygulanması gerektiğini dile getirmiş olmasını da hatırlatmadan geçemeyeceğim.. "Tabi sırf yukarıda belirtmiş olduğum nedenlerle mi demiştir yoksa düşündüğü başka nedenler de var mıdır? O da başka bir konu."

O bölgelerin Türkiye'nin ayıbı konumunda olmasının, birbiri ile çelişir gibi görünen ama bana göre çelişmeyen iki ana sebebi vardır:

Birincisi: Devlet zamanında oralarda gereken toprak reformunu yapmayıp, halkı,  ekonomiyi Aşiret ağaların eline bırakmış ve kalkındırma adına hiçbir yatırım yapmamıştır.

İkincisi : Bazı hükümetler zamanında oralara yapılmak istenen yatırımlar, Kürt halkının önderi odluklarını iddia edenler tarafından sabote edilmiştir, Örneğin; oraya giden mühendisler, öğretmenler ve iş adamları, PKK tarafından ya tehdit edilmiş veya katledilmişlerdir...

"Birbiri ile çelişmeyen diyorum çünkü bu iki ana sebep bilinçli ya da bilinçsiz olarak, gelinen noktanın zeminini hazırlamıştır. Bunun tek sorumlusu ve günah keçisi Ak Parti ilan edilemez... AKP şunun şurasında 8 yıldır iktidardadır. Oysa sorun yılların sorunudur. Sorun uzun yıllar boyunca katlanarak büyümüştür. Bu konuda Halkın oyları ile iktidara gelenlerin veya bu sorunlardan nemalananların hepsinin büyük suçu vardır."

Bugün siz, hadi şimdi ayrılın gidin kendi devletinizi kurun deseniz, kabul etmezler! Dediğim gibi şuan olayın psikolojik bölümü tamamdır. Şimdi işin asıl hazırlık aşaması başlamıştır. Önce o bölge, gerek ekonomik gerek kültürel olarak kalkındırılacaktır. Mesela, "işsizlik primleri gibi." birtakım fonlar, o bölgeye aktarılmaya başlamıştır bile. Aynı zamanda GAP projesi vardır ki, yalnızca Türkiye'yi değil, tüm Ortadoğu'yu ilgilendiren çok büyük bir projedir ve GAP ayrılıkçıların çizdiği sınırlar içindedir.

Diyeceksiniz ki, böyle bir kalkınma projesine karşı mısın? ? Elbette ki hayır! Keşke o bölgede daha önce böyle kalkınma hamleleri başlatılsaydı da bu hallere gelinmeseydi.

Ben şimdiye kadar yapılmayanların, şimdi yapılmasının altındaki nedenlere karşıyım! Ben bütün bunlar yapıldıktan sonra, ardından gelecek ayrılma taleplerine karşıyım! Ben Kürt vatandaşlarımızın aynı topraklarda ayrı devlet kurmalarına karşıyım! Ben bu ülke toprakların içinde, Doğudan Batıya - Batıdan Doğuya pasaportla geçilmesine karşıyım! Ben Türkiye halkının Emperyalist oyunlara gelmesine ve tuzağa düşmesine karşıyım! Ben çekilecek acıları gördüğümden gelecekte çekilecek acılara karşıyım!

Her şey, birilerinin bize dayattığı ve bu ülkenin asla yararına olduğuna inanmadığım bir plan çerçevesinde yürüyor. Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP). Planın devamında, yani Bölge her anlamda gerektiği kadar güçlenip hazır olduğunda, belirlenen sınırlar içinde Kürt devleti kurdurulacaktır. Yani bu ülke bölünecektir. Ben işte planın altında yatan bu gerçeklere karşıyım! Ben emperyalist" Böl Parçala Yönet" mantığına karşıyım

BEN BU ÜLKENİN BÖLÜNMESİNE KARŞIYIM!..

 

 

DAHA NİCE 30 AĞUSTOSLARA... EL ELE, GÜLE OYNAYA!!!

e-Posta Yazdır PDF

nur-okutmus"Kalksın üstümüzde dolaşan kara bulutlar! Gülsün artık bu Milletin yüzü!.."

Yaşanan büyük keşmekeş içinde ve her şeye rağmen, 30 Ağustos Zafer bayramını, birlik ve beraberlik içinde, sağ salim kutlayabilmiş olmaktan, büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim. Her birimiz dile getirmekten kaçınsak ta, korkuyorduk ve hala da korkularımız var.

Tarihe damgasını vurmuş olan liderlerden, V.İliç Ulyanov Lenin derki bir kitabında: (özet olarak) " Siz Devrimi yapmış olsanız da, aradan 100-150 yıl geçmiş olsa da, yenilmiş olan güçler mücadeleye devam edeceklerdir. Ve her zaman yeniden iktidara gelmeleri söz konusu olabilir. Çünkü onların dış bağlantıları ve en önemlisi insan egosu bunun için çok önemli etkenlerdir." Ve Tarih bunu doğrulamıştır.

Bizler de birer vatandaş olarak,uzun zamandır duymak istediğimiz bazı sözleri, yetkili ağızlardan duyamamanın tedirginliğini ve sıkıntısını yaşıyorduk. Ben kendi adıma, 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle, duymayı beklediğimiz ve ihtiyacımız olan sözleri, duymak istediğimiz yetkili ağızlardan duymuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bir ölçüde de olsa...

Herkesin bir şekilde belli niyetleri olabilir, bizim de umutlarımız ve kararlılığımız var. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının önderliğinde, gözleri yaşartacak derece de kısıtlı şartlar içinde, yalın ayak başı çıplak,Türk'ü Kürt'ü Çerkez'i Laz'ı kadın erkek omuz omuza verilen Bağımsızlık savaşının ardından kurulan Türkiye Cumhuriyetini, tüm tehlikelere karşı korumak gibi!..

Etnik ayrımcılık ve ırkçı yaklaşımlar, bizim ülke koşullarımıza uymaz. Bizim dokumuza ters düşer.Yapılacak şey, kimseyi etnik kimliğinden vazgeçmeye zorlamadan, değişik etnik kökenleri çeşitlilik kabul edip demokratik hakları kısıtlamadan, demokratik açılım adı altında etnik milliyetçiliği kışkırtmadan, bir uçtan bir uca, Doğudan Batıya - Kuzeyden Güneye, aynı kurtuluş savaşında olduğu gibi omuz omuza, bu ülke nasıl kalkınır, açlık ve sefalete nasıl son verebiliriz? Bunları düşünmeli ve ileriye bakmalıyız!

Bana kalırsa, gereğinden fazla vakit kaybettik. Ülkemizde Ekonomi bir felaket. Neredeyse 2 kişiden biri işsiz konumda. İşletmelerin çoğu atıl kapasiteyle çalışıyor. Bazı işverenler tüketimi özendirmek adına, sokak satıcılığı gibi bazı kampanyalara soyundular. Ne yaparsanız yapın bu konumda. İnsanların cepleri boş. Parayı nerden bulup harcasınlar.

İşin garip tarafı, Ekonomik kalkınma hala, işsiz güçsüz ve evine ekmek götüremeyen eli kolu bağlı, nasıl geçineceğini bilemeyen biz vatandaşlardan bekleniyor. Oysa bu Ülke servetinin %90'nı, yapılan araştırmalara göre 80.000 kişinin elinde. Bu kalkınma eylem propagandaları neden onları ilgilendirmiyor? Onlar servetlerini bu ülkede yaşayanların sırtından yapmadılar mı? Ülke kalkınmasına onların daha fazla katkıda bulunması gerekmez mi? Adalet bunu gerektirmez mi?

ABD de başlayıp dünyayı sarsan kapitalist krizin, Türkiye deki etkileri de, uzun zamandır Ülke olarak kilitlendiğimiz, Demokratik Kürt açılımı keşmekeşi ile örtülmüş oldu. Kriz, gözlerimizin önünden büyük ölçüde "Teğet" geçirildi? Veya geçirilmeye çalışıldı.

Bana göre, Tüm Türkiye'nin ana meselesi Ekonomidir! Artık aklımızı başımıza toplayıp, tüm gücümüzle ve elbirliği ile yalnız Doğu ve Güneydoğu da değil, Türkiye'nin tüm bölgelerinde kalkınma seferberliği başlatmalıyız.Türkiye'nin her yerinde insanlar kan ağlıyor. Derdimiz öncelikle iş - ekmek -aş tır.

Ekonomisi böylesine bozuk ve gelir dağılımının bu kadar adaletsiz olduğu bizim gibi Ülkelerde, gerçek demokrasiden söz edilemez! Kimse kimseyi kandırmaya kalkmasın!..

Ekonomik, Sosyal, Psikolojik tüm sorunlarını çözmüş, Halkının yüzü gülen, mutlu bir Türkiye umuduyla....

30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu olsun!..

HAMDOLSUN !.............?

e-Posta Yazdır PDF

nur-okutmusHamdolsun!

Ülkemizde işsizlik , Ülke nüfusumuzun %20 sini aştı. 4

 

kişilik  bir ailenin açlık sınırı 750 tl.yi çoktan aştı.

Hamdolsun !

Ekmek bulamayan halk birbirini yemeye başladı...

Hamdolsun !

Zengin-Fakir arasındaki uçurum aşılamaz boyutlara ulaştı. Geçinmekten başka bir şey düşünemez olduk.

Hamdolsun !

Halkı dolandırarak - halkın sırtından, yeni ve büyük bir zenginler  gurubumuz oldu.

Hamdolsun !

Sevgiymiş, aşkmış, dostlukmuş gibi gereksiz duygulardan kurtulduk ve bunların yerine tek aşkımız para oldu.

Hamdolsun !

Para yüzünden birbirimizi tanımaz ve gerektiğinde kimsenin gözünün yaşına bakmadan, dostu arkadaşı satar olduk.

Hamdolsun !

Para için her şey mubah mantığı üstümüze yerleşti, bütün öz değerlerimiz birer garabete dönüştü.

Hamdolsun !

Fabrikalarımız işçi çıkarma yarışına girdi.

Hamdolsun !

‘'Ortalık güllük gülistanlık'' ve krizin bizle hiç alakası yokken(!) dış sermayeye güven vermek için Merkez Bankası, Bankalara likidite pompalamaya başladı

Hamdolsun !

Artık hepimiz anladık ki, parasız insan gereksiz insan.

Hamdolsun !

ABD' de Barak Hüseyin Obama Başkan oldu..

Hamdolsun !

Hırsızlık dolandırıcılık ve soygunlar, günlük sıradan şeyler

oldu. Haber değeri bile artık yok. Bunlara karşı çıkmak ise,

neredeyse suç sayılır oldu.

Hamdolsun !

Bizi yönetenlerin ve  çocuklarının hayatları garanti altına alındı. Bununla da kalmayıp, Gemicikleri-Medyacıkları ve buna

benzer bir çok şeycikleri oldu.

Hamdolsun !

Başbakanımız, Dünyanın büyük zenginleri arasına girdi.

Hamdolsun !

Telefonla konuşmaktan, birbirimize selam vermekten korkar olduk.

Hamdolsun !

Demokratik Sansür(!) yüzünden tüm Medya ağzını açamaz oldu. İnşallah yakında yalnızca, Magazin ve İlan haberleri vermek  durumunda  yada Soroz' lara  satılmak zorunda kalmazlar.(tabi bazıları )

Hamdolsun !

Tüm Ekonomi durmak noktasına geldi. Hatta yaprak kımıldamıyor. Esnaf kan  ağlıyor-kepenk indiriyor. İndirimli satışlarda Millet birbirini eziyor ve Hatta Mağazalar yağmalanıyor.

Hamdolsun !

Önemli Kurumlarımızın başındaki bazı yöneticiler meşhur olup, Alman Mahkemelerinde bile yargılandılar.

Hamdolsun !

Zamlar altında inleyen, ısınamayan halkımız tepkisizleşti ve her şeyi kabullenir oldu. Müthiş tepkisiz bir toplum olduk. Çünkü:

şu, bir lokma bir hırka durumundaki yaşantımızın da ‘'tabi buna yaşamak denilebilirse'' elimizden gitmesinden korkuyoruz.

Hamdolsun

Sağdan-Soldan gelen salvolarla, doğruları göremez-düşünemez olduk.

Hamdolsun !

Çocuklarımız İnternet başından kalkmaz, arkadaşları ile oynamaz, kitap okumaz oldu.

Hamdolsun !

Zaten okumak tembeli olan halkımız, parasızlıktan  gazete bile alamaz hale geldi. ( aynen hakim güçlerin istediği gibi )

Hamdolsun !

İnançlarımız doğrultusunda, komşumuz açken biz tok yatamayan bir Milletken, hepsini unutup sadece paraya tapar olduk. Misafir seven bir milletken, misafirden bile kaçar olduk.

Hamdolsun !

Erkeğimiz, zengin kadın - kadınımız, zengin erkek peşinden koşar oldu. Televizyon programları çöpçatan hattına dönüştü. İlişkiler alenen pazarlanır oldu. ( para na göre kadın - para na göre erkek)

Hamdolsun !

Kira - elektrik - doğalgaz - market  gibi borçlarını bile ödemekten muzdarip, geniş kitleler arasından bazı insanlarımız intiharlara yönelir oldu.

Hamdolsun !

Neredeyse satılmadık bir şeyimiz kalmadı. Giderek çoğalan, övünç kaynağımız Rezidanslarımız - Gökdelenlerimiz oldu.

Hamdolsun !

Dinler arası diyalogun merkezi olduk ve bütün Dinler barıştı(!)

Hamdolsun !

Faili meçhul cinayetler kol geziyor. Topraklarımız her geçen gün bolca cephane doğuruyor.

Hamdolsun !

Büyük yolsuzluklarla  gündeme gelen Belediyelerimiz çoğaldı. ( Zaten her zaman vardı. )

Hamdolsun !

Milletçe, servetini nasıl kazandığına bakmadan, zengini pohpohlar fakiri aşağılar olduk.

Hamdolsun !

Bolca, yüksek öğrenimli - eğitimli cahiller yetiştirir olduk. İnsansı Koyunlarımız çoğaldı. Gençlerimiz a sosyal, politikadan-Ülke gündeminden habersiz. Bununla da kalmayıp, kendi öz benliğinden - yetiştiği çevreden - geçmişinden uzaklaşır oldu.

Hamdolsun !

Hep birlikte uçurumun eşiğine geldik.

Hamdolsun !

Son Davos - Gazze çıkışından sonra, Ortadoğu halklarını da arkasına alarak Dünya Liderliğine oynayan, adına türküler yakılan kahraman bir Başbakanımız xar.(!)

Hamdolsun !

Ülkemizdeki acınası tablodan memnun, duyduğu heyecan ve mutlulukla, sorunları görmezden gelen, ciddi bulmayan, Dünya Ekonomik krizine bile aldırmayarak, kriz bizi etkilemez - bizi teğet geçer diyebilecek kadar, gerçekçi bir Başbakanımız var. (!)

Gördüğünüz gibi,''Şükredecek ‘' ne kadar çok şeyimiz var !...

 

Ne diyelim.....? HALİMİZE HAMDOLSUN !.... ALLAH DAHA BETERİNDEN KORUSUN !....

OYNANAN ULULUSLARARSI OYUN ve ALTINDAKİ GERÇEKLER!.. 3

e-Posta Yazdır PDF

nur-okutmus( BÖLÜM 3.)

Oynanan Uluslar arası Oyun ve altındaki Gerçekler.........!

KUZEY IRAK MESELESİ : (DEVAM......)

Şu anda Dünyada, tam anlamıyla bir paylaşım savaşı yaşanıyor. "yani, Ortadoğu ve Asya daki Ülkelerin, yeraltı- yer üstü kaynaklarının, Emperyalist ülkelerce ele geçirme ve paylaşma savaşı."

Tüm bu yaşananların altındaki gerçek işte budur:.. Lider Türkiye imiş, yok Özgür ve Demokratik Irak mış (!), boş verin siz bu safsataları. Tüm bu şirin söylemlerin amacı, ABD için dikensiz ve korunaklı gül bahçesi yaratmaktır. Daha da iyi anlamak için, haritayı elimize alıp şöyle bir bakmak yeter!

 

Türkiye nin Güneyi ve G.Doğusu:

-          Mısır, Ürdün... Bunların solunda ve ortasında ABD'nin jandarması İsrail.

-          Bunların sağında Irak ve Türkiye topraklarının bir kısmında kurulması düşünülen Kürdistan

-          Irak'ın sağ tarafında, İran'ı ortaya alacak Ülke Ermenistan

İşte sana güllük gülistanlık bir saha, ABD sende gel, istediğin gibi top oyna..... Evet, mesele bu kadar açıktır ve anlamak için mucit olmaya gerek yoktur. Ben inanıyorum ki bu durumu, sonuçlarının ne anlama geleceğini gören ve bu Ülkede yaşayan AKP dahil, hiç kimse kabul edemez.

 

Şimdi, hem Türkiye hem de tüm Ortadoğu ve Asya ülke halklarının geleceğini ilgilendiren, bu çok önemli mesele, Kırk Katır mı? Kırk Satır mı? Misali, Hükümetin önüne konmuştur.Yani, ya bu Deveyi güdeceksin ya da bu diyardan gideceksin. Gerçekten de Hükümetin işi çok zor. Çünkü Türkiye de ki Hükümet şu anda, ABD tarafından dayatılan, Ya Kuzey Irak'ta Barzani yönetimindeki Kürt Devletini tanırsın, ya da Türkiye yi bölüp, PKK yönetiminde G. Doğuda, yeni bir Kürt devleti kurdururum. O şekilde oraya yerleşirim... Dayatması ile karşı karşıyadır. Ve elini verdiği Amerika'dan, kolunu kurtarması zor görünmektedir.

 

Bilindiği gibi Obama, kendi halkına Irak tan çekilme sözü verdi. Ama çekiliyorum demekle olmaz! Irak a saldırı amaçlarına

Uygun olarak, kendi çıkarları doğrultusunda, gereken sağlam alt yapıyı oluşturmak zorunda. Türkiye ye yapılan dayatmaların altındaki gerçek neden budur. Eğer yapılan dayatmalar, Milli menfaatlerimize ters düşüyorsa, ki bana göre öyle... O zaman, hiç vakit kaybetmeden, Türkiye bu dayatmalara karşı durmak mecburiyetindedir

 

Hükümet, Ülkeyi bizzat yapmış olduğu hatalar sonucu bu hale getirmiş olsada...  Böylesine önemli bir mesele karşısında, muhalefet dahil tüm halkı arkasına alarak, her ne pahasına olursa olsun, karşı durmalıdır. Muhalefet de, hiçbir hesap kitap yapmadan konuda Hükümete destek vermelidir.

"Söz konusu Vatansa eğer, gerisi teferruattır!.."

M.Kemal

"KÜRT MESELESİ:

Konuyu anlamak için, öncelikle bunun kimin meselesi olduğuna bakmak lazım diye düşünüyorum. "Yani bu ABD,

AB ve Rusya'nın öncelikli meselesi mi, yoksa Türkiye'nin kendi iç meselesi mi?"  görmek lazım...

 

 

( DEVAM EDECEK..............)

 

Sayfa 1 / 3

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3797
mod_vvisit_counterDün3467
mod_vvisit_counterBu Hafta3797
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay20222
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü527751