Çok yaşa sen emi... Haber Türk! Sende olmasan?.. Gülmeyi hepten unutmuştuk! Şalvarlı Ahmet Hocalar, namı değer Adnan Hocalar, Berlisconi ve mazlum eskort sevgili, oh oh... Daha neleer neler! Tam bir gülünesi türden kara mizah.
Doğru, tarafsız ve dürüst habercilik sloganıyla ortaya çıkan bir medya kuruluşunda, böyle programlar görmek, beni hem şaşırtıyor hem de düşündürüyor. V e bu durumu önemsiyorum!
Yahu ne oluyor?.. Tüm çağları karmaşık bir biçimde yeniden mi yaşıyoruz? İlerliyoruz derken, hızla ilk çağlara mı geriliyoruz? Her şey sil baştan, bilim-ahlak-inançlar, yine yine yeniden mi?
Hepimizin bildiği gibi, Din ve kadın asırlar boyu, egemen güçlerin elinde kullanılan bir meta ve en baskın sömürü aracı olagelmiştir. Yaşam felsefelerini daha daha fazla sömürmek ve bu yolla daha fazla çıkar sağlamak üstüne kuranlar, bir takım şeylerin üstünü örtmek ve halkı uyutabilmek için, derhal Din ve kadın üstünden birtakım oyunları uygulamaya başlarlar. Bu değişmeyen, biçim değiştirse de özde değişmeyen uygulamalar, öyle anlaşılıyor ki bu düzen böyle devam ettiği müddetçe de değişmeyecek!
Mesela; demokrasinin ve medeniyetin beşiği İngiltere(!) de, son zamanlarda yaşananlara bir bakalım. İngilizler, tam da Amerika'da başlayarak tüm dünyaya yayılan Kapitalist Küresel kriz sıralarında, toplumun dikkatini başka yöne çekmek ve ekonomik krizin altındaki gerçek nedenleri gizlemek için, Din ve Kadın ı esas alan bir takım uygulamalar başlattılar Evet, asırlar öncesinden değil, çok yeni yaşanan olaylardan bahsediyorum.
Örneğin: İngiliz Parlamentosu dinsel açılımlar eksenli bir dizi karar almak üzere hareketlendi. Örneğin; Dini temel alan partilerin kurulabilmesi, isteyenin şeriat kanunlarına göre yaşaması ve hatta şeriat kanunlarına göre mahkemelerin kurulabilmesi, başörtüsünün her alanda serbest bırakılması, kadınlara seksi görüntü sağladığı gerekçesi ile topuklu ayakkabının yasaklanması gibi... (Gerçi bunu son zamanlarda tıbbi gerekçelere oturtmaya çalışıyorlar.)
Neyse, bu konuya örnek olsun diye kısaca değindim. Daha sonra detaylı bir şekilde yazacağım. Asıl konumuza dönersek, Habertürk te maalesef bu eksenin içinde görünüyor.
Acaba, toplumun artık unutup bir kenara koyduğu Şalvarlı Ahmet hocaları, Adnan Hocaları ve onların cemaatlerini, Said-i Nursi inanç ve söylemlerini şimdilerde, yani toplumun tüm dikkatini çok daha önemli konulara vermesi gereken tam da bu günlerde, yeniden popülarize ederek öne çıkarmanın ne anlamı var? Ve buna durup dururken neden gerek duyulur?
Ya, Bu adamlar sanki cennete tur düzenliyorlar!.. Cennete birkaç kez gidip gidip gelmişler gibi, ne de güzel detaylarıyla anlatıyorlar. İnsanın bir bilet alıp biran önce gidip göresi geliyor!.. Yoksa Adnan Hocanın tanımladığı Dabbe, (Bilgisayar) kanalı ile mi haberleşiyorlar?..
Eskiden Cennetin anahtarını bile vadedenler vardı, Dünya da teknoloji bu kadar geliştiğine göre, Cennet turizmi neden olmasın:)
Kendilerince yavaş yavaş halkın beynini ele geçirmeye çalışıyorlar ve bunu hızlandıracaklar besbelli! Ama. Dünya halkları ve özel olarak da bizim halkımız acaba hala o düzeyde mi? Halkımız bu palavralara kanacak konumu çoktan aştı bana kalırsa. Şu an ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktan kafasını kaldıramasa da, artık Türkiye halkı, sizin o bildiğiniz halk değildir. Büyük ölçüde artık, bu tür şeyleri izlediğinde gülecek hale gelmiştir!..
Aslında tam anlamıyla öyle olduğuna inanmadığım, işin başka bir boyutu da var tabi... Şöyle ki, onlar böyle programlar yapacak, bizler eleştireceğiz, sonra da, reytingler tavana vuracak ve... Gelsin paralar! Evet, işin böyle bir yanı da var elbet!.
Amaaaa!.. Her ne olursa olsun, ister programcı ister sermayedar. Sizlerin de bu topluma ve sizleri siz yapan bu ülke halkına karşı, manevi bir borcunuz, bir sorumluluğunuz olması gerekmez mi? Bu bağlamda, yani kitlelerin beynini yıkamak anlamında, toluma verilen büyük zarar ne olacak? Sadece para kazanmak hırsıyla halkın geleceği ile oynamaya değer mi?
Halkı gerçek konulardan uzaklaştırıp. Halkın zararına da olsa her şeyi Allah'a ve Din'e bağlamak, hangi akla mantığa uyar ve neye hizmet eder.
Ey siz, bu tür programları yapanlar! Daha ne kadar; her şey Allahtan, sesini çıkarma her şey Allah istediği için böyle oluyor, sen yalnızca dua et. Bu dünyada çektiğin sıkıntılar için Allah seni cennetle ödüllendirecek diyen ve kendini Allahın elçisi olarak topluma lanse edenlerin vebaline ortak olacaksınız?
Belki, mizah-i bir dille bazı şeylere dokunmaya çalıştığım için, hey! sende mi kafayı yedin diyenleriniz çıkabilir ama... Eeee! Ne yapalım o da Allahtan!
...Fıkra;
Tanrının yeryüzü elçilerinden biri, telaşla koşarak,Tanrının karşısına çıkar.
- Elçi: Yüce Tanrım, ABD' de büyük ekonomik kriz çıktı. Ne yapalım? Der.
-Tanrı: Bırakın onlar bir çaresini bulur! Der.
Bir süre sonra elçi tekrar telaşla Tanrının karşısına çıkar.
-Elçi: Yüce Tanrım, şimdi de Rusya'da büyük ekonomik kriz çıktı. Ne yapalım der.
-Tanrı: Bırakın, onlar da bir çaresini bulur. Başlarının çaresine bakarlar. Der.
Gene aradan kısa bir süre geçer, Elçi gene Tanrının karşısına çıkar ama sakindir. Yüce Tanrım, bu sefer Türkiye'de ekonomik kriz var, ne yapalım. Der.
Bu sefer Tanrı telaşlanır ve...
-Tanrı: Hemen toparlanın çok işimiz var... Der. Elçi şaşırır.
-Elçi: Ey yüce Tanrım neden bu kadar telaşlandınız? Diye sorar.
__Tanrı: Neden olacak, onlar her işlerini bana havale ederler de ondan!..






Neyin mi?.. Bir sonraki adımın!













