2009 yılı Türkiye’de AKP’nin açılımlarının rüzgarını estirdiği bir yıl oldu. Biten yılın ardından yapılan toplantılar sonuçlandı, üstüne bir alevi, birde Kürt, roman acılımı da sıkıştırılarak epey gürültü koparıldı.
Sonuç; dağ fare doğurdu.
Alevi acılımın mimarı Çamuroğlu bile Taraf gazetesine yaptığı açıklama ile bu samimiyetten yoksun tamamen gündemi değiştirme Alevi Bektaşi toplumunu asimile etme olduğunu itiraf ederek asimile amaçlı açılıma veryansın etti.
ABF başkanı Ali BALKIZ kayıp bir yıl, Murtaza DEMİR ise kandırıldık diyordu.
Dedelerin azgına bir bal süren Vakıfların azgını sulandıran açılım acılımın mimarı (Necdet SUBAŞI) tarafından ise adeta yeni bir çağrıyla açılım tekrar başa dönüyordu..
Ama ne yazık ki köprüden çok sular akmış olan olmuştu.
Bu tartışmalar ve açılım çalışmaları Diyanet İşleri Başkanlığını Müsteşarlık seviyesine yükseltme projeleri dahil; onu Türkiye Bütçesini en büyüğü ve acılımdan tek karlı çıkanı yapacaktır.
İnandırıcılıktan uzak tavırları ile Türkiye Anayasasını değiştirme çıkan AKP; Alevi açılımında sergilediği tutum ile sonrasında Anayasa değişikliği gündeme geldiğinde AB Kriterleri ve Uluslar arası Mahkemelerin kararlarını hiçe saymış, Yeni Anayasa taslağında Din dersi, Diyanetin yapısının değiştirilmesi konularına hiç girmeyerek ne kadar samimiyetsiz olduğunu bir daha ortaya koymuştur.
Aslında bu Samimiyetsizlik AKP’nin Madımak Otelinde sergilediği tutumda adeta pekiştirmiştir.
AKP’ nin sözde Alevi kökenli Milletvekilleri yaptıkları açıklamalar ise adeta Topluma Alevilerin CEM evlerini adeta teröristlerin cenaze yıkanma, kaldırma yeri kullndıkları imajı vererek bir gözdağı , asimile tezgahının bir piyonu gibi kullanılmaktadırlar.
Cami den kaldırılan terörist cenazelerin Camileri Terörist yuvası yapmayacağı gibi CEMEVİN’den kaldırılan cenazelerinde CEMEVLERİ’ni terör yuvası yapmıyacağını bal gibi bildikleri halde bu satılmış nüktedanların gayesi o halde nedir.
Ne olacak tabiki insanları en hassas olduğu konular üzerinde etkilemekten başka bir şey olmadığı açıkken cenazeler üzerinden politika yapmak aslında CEMEVLERİ’ni yapısını, durumunu tartışmaya açmaktan başka bir şey değildir.
Ufuk da görünen Anayasa referandumu ve onu takip edecek olana seçimler Alevi Toplumu için bir an önce toparlanma kenetlenme ve sandığa yansıma sürecini en iyi bir şekilde örgütleme aralığı olacağına inanıyorum.
Alevi partisi olarak lanse edilen EDP ile bu çok dar zamanda seçime kanalize olunacağına ve bir etkin sonuç alınacağına inanmıyorum.
Hayatımın hiçbir bölümünde CHP’li olmadım ama CHP’ye oy verdim. Bu seçimlerde de CHP’ vereceğim. AKP’nin tam bu manada Alevileri asimile etme, bölme parçalama amaçlı çalışmalarının yarın seçim stardı verildiğinde CHP’ye oy vermenin ne kadar etkili olacağı bir defa daha görülecektir.
Bugün AKP’ sofralarında karnını doyuran ballı DEDE maaşına göz dikenlerin yarın bu günden farklı bir şey yapacağına inanan varsa saftır saftirik dir.
Bence Ozan Mahsuni'nin, Çizer Turhan SELÇUK’un Serçeşmede defnedilme istemi uhrevi bir istekten çok birliğin bir göstergesi gibi algılamakta fayda var.
Bu mesajı almak çok olmasa gerek.
Ali’ler, Murtazalar,Fevziler,Turanlar,Ökerler,Necdetler,Doğanlar, lütfen bu mesajı alın ya birbirinizi dinleyin ya dinleyin.
Toplumun gözü ve vebali üzerinizde. Duruşunuzu mevzinizi halk halkın isteğine göre belirleyin . yarına
Toplum sizden görev bekliyor.



Zafer Kökver


Alevi Bektaşi Federasyonu aldığı bir kararla 8 Kasımda İstanbul'da yürüyüş düzenliyor. 1 Milyon kişiyi hedefledikleri ifade eden federasyon yöneticileri; Hükümetin politikalarının kendilerini böyle bir yürüyüş düzenlemeye ittiği ifade ederek Hükümetin çalıştay ve açılımlar ile Alevi Bektaşi sorunlarını bir anlamda askıya aldığını,düzenlenen aralıklı ve sayısı belirsiz çalıştaylar ve ilgisiz katılımcılar ile konunun ucu açık hale getirilmeye çalışıldığı ifade ediyorlar.















