Bugünlerde televizyonlardaki programların, olayların geçmişini inceliyorum. Nasıl mı? Terörün tam gaz gittiği dönemlerde bir yandan da bazı TV programları, yeni ekran yüzleri, yeni şarkılar ve klipleri, yeni TV kanalları, yeni alt üst geçitler yapılırken, TV'de komedi gösterileri de almış başını gitmişti.
Kaynağı belli olmayan paralar için "nerden buldun?" adında bir kanun çıkarıldı. Hiç kimse bankalara yaklaşamadı, çok ünlü isimler TV' de çocuk programları, komedi programları yaparken, insanlar TV'lere kilitlenmişken, bir yandan da terör ve terörist sayısı artmış, IMF para dayandıramaz olmuştu.
O günlerde program yapmış olan birisinin yanında 2005 yılında tam 6 ay çalıştım. TV'lerden delikanlılık yapan ve namus kesilen bu TV programcısının yanına getirilen evraklar tamamen devletin iç dinamiklerindendi.
Peki ya gelen balya balya paralar? Nereden mi? Yine iç dinamiklerin içerdeki eriştikleri irili ufaklı dolarlar. "O parayı sana yedirmem" diyen kabadayıların, mal sahiplerine o paraları nasıl yedirtmediğini görmüştüm. Türkiye'nin gerçek yüzünü, mafyanın gerçekte kabadayı, cezaevleri, varoşlar ve zenginler çemberinde döndüğünü gördüm. Hatta terörden para kazanıldığını da...
İhbar edilen olaylar incelenip içinden paralı olanlar ayıklanıp, halkı da galeyana getirip, bir iki süslü lafla cahil halkı kandırıp, dini ve milli duyguların içinde birazda cin peri katınca, olaylar kendiliğinden gelişi veriyordu zaten. Sömürü yapıp oradan getirim elde edip, bugün bazı televizyonlarda gördüğümüz anchormanlerin yerine kendini koyan gazetecinin, gerçekte kimin piyonu olduğunu gördüm. Bugünkülerinde...
Anlatmaya çalıştığım şey açık, insanlarımız aç gözlü, cahil ve meslekte yetersiz ve sorumluluklarını yerine getiremeyen kişilerdi. Öyle ki, bu kişilerden piyasada çok sayıda var. Bu aslında bir yarış. Kim kimi ezdi? Kim kimi yok etti yarışı.
Herkes kendini yok ediyor gerçekte. Neden mi? Aslında herkes ün san sahibi olmak istiyor da ondan, herkes gazeteci olabiliyor, herkes gazete çıkartabiliyor, herkes gazete sahibi de olabiliyor da o yüzden. Bırakalım da gazetecilik mesleğini bu işin okulunu okuyanlar yapsın. Alaylılar beğenmese de... Kişilerin ve kurumların kirletilmesi ne kadar kolaysa, temizlenmesi de o kadar zordur. İşte gerçek sebep budur ki, herkes kendi okuduğu okulda öğrendiği mesleği yapsın ve de bizim işimize, gazeteciliğe burnunu sokmasın ki, gazetecilik mesleği daha fazla kirlenmesin.
Yazı yazıp bir şeyler paylaşacağım diye gazete patronlarına sırnaşmak yerine, kitap çıkartsınlar. Hem bizim mesleğimiz kirlenmez, hem de sırnaşıkların bir kitabı olur. Gazeteciliği 5N 1K, şantaj, tehdit aracı zannedenlerde kendiliğinden ortadan kayboluverir. İnsan eti yiyen, şarap yerine insan kanı içen iç dinamiklerde dinamit gibi patlayıp ortadan kalkıverir. Eğer amaç düzeni sağlamak, kanunları uygulamaksa...





















