Ulusal Gündem

Thursday, Sep 09th

Last update:12:51:09 PM GMT

You are here: UG GÖRÜŞ Prof. Dr. Anıl Çeçen

Prof. Dr. Anıl Çeçen

Yerel Seçimler Referandumdur

e-Posta Yazdır PDF

anil-cecenTürkiye son hızla yeni bir yerel seçimlere gidiyor. Ay sonunda yapılacak seçimler sonucunda Türkiye'nin bütün yerleşim merkezlerindeki yerel yöneticiler, halk kitlelerinin verecekleri oylar ile belirlenecektir. Bu doğrultuda ülkenin bütün siyasal mekanizmaları çalışmakta,  partiler ve adaylar seçimleri kazanmak için mücadele ederlerken, devletin ilgili ve yetkili birimleri de yasal yetkileri doğrultusunda görevlerini yerine getirerek Türkiye Cumhuriyetinin bu sınavdan da başarıyla geçebilmeleri için üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeğe çaba göstermektedirler. Ayrıca yerel seçimler şu aşamada ülkenin en önemli sorunu olarak öne çıktığı için, basın ve medya organları da yayınlarında bu olaya kilitlenmiş bir görüntü vermektedirler. Artık Türkiye'nin tüm sorunları ikinci plana atılmış durumda herkes yerel seçimlerin sonucunu kendi çıkarları doğrultusunda etkileyebilmenin mücadelesini vermektedir. Bir anlamda yerel seçimler Türkiye'nin geleceğinin anahtarı konumuna gelmiştir. Yürütülmekte olan bütün işler ve  ve girişimlerin yerel seçimleri kazanma amacına dönük olarak planlandığı ve gündeme getirildiği açıkça görülmektedir.

Ankara Başkent mi, Beylik mi?

e-Posta Yazdır PDF

anil-cecenTürkiye hızla yerel seçimlere doğru gidiyor. Her geçen gün  seçim heyecanı giderek tırmanıyor, meydanlar   liderlerin mitingleri ile dolarken  tartışma konuları da   zaman içerisinde sertleşme eğilimleri gösteriyor. Yerel seçimlerin kazanılması  için  adaylar birbirleriyle yarışırken, meydanlar ve salonlar dolmakta, yerel  seçimlerle beraber Türkiye'nin genel seçimlerinde olduğu gibi ülkenin bütün sorunları gündeme  getirilmektedir. Yerel sorunlyarla beraber genel  konuların da ele alınması  bir yönü ile yararlı olmakta ve Türkiye'nin geleceğe dönük bir yenilenme sürecinde ilerlemesine katkıda bulunmakta ama diğer yönü ile de  genel konular içerisinde yerel sorunların çözümü meselesini geri plana itmektedir. Yerel ve genel sorunlar ile konuların  birbirlerinin önemini ortadan kaldırmayacak derecede  dengeli bir yaklaşım içerisinde ele alınması,Türk demokrasisinin olgunluk düzeyini gösterecektir. Bu açıdan bütünüyle Türk toplumu bir sınavdan geçmektedir. Seçmen kitleleri belirli bir olgunluk düzeyinde  hareket ederek  siyasal tartışmaların bir kavgaya dönüşmesini önleyecek ve  Türk demokrasisinin bu sınavdan  bileğinin hakkı ile geçmesini  sağlayacaktır.

Trakya Cumhuriyeti Kurulamaz

e-Posta Yazdır PDF

anil-cecenTürkiye Cumhuriyeti son zamanlarda  hem içeriden hem de dışarıdan zorlanmakta ve bu nedenle de Misakı Milli kararına dayalı olarak oluşturulmuş   ve  Lozan  barış antlaşması ile uluslararası alanda resmen kabül edilmiş olan  ulusal sınırlarını korumakta büyük güçlükler çekmektedir . Bu durumun son örneği olarak  Erbil'de ABD ve İsrail zorlaması ile toplanan  Abant zirvesinde alınan kararlar doğrultusunda, Türk devletinin  Kuzey Irak'taki kukla siyasal oluşumun Türkiye'ye yamanmak istenmesi ve daha sonra da  Türkiye'nin güneydoğu bölgesi ile  bütünleştirilerek ayrı bir bağımsız devlet ilan edilmesi gibi  bir büyük bölgesel  plan ile  Türk devletinin karşı karşıya gelmesidir . Bu nedenle hem ABD Lozan antlaşmasını tanımaktan kaçınmakta hem de Avrupa Birliği ülkeleri  Türkiye'nin doğu sınırlarının belirsiz olduğunu öne sürmektedirler . Türkiye son yıllarda sürekli olarak bu yüzden doğu ve güneydoğu sınırlarını korumak zorunda kalmıştır . Benzeri bir durum , Doğu Karadeniz bölgesinde yeniden Pontus tartışmalarıylarıyla gündeme gelmiş ve bu doğrultuda  sözkonusu bölgenin Türkiye'den koparak ayrı bir devletçik olarak  öne çıkabileceği  konuşulmağa başlanmıştır .

Halkevinden Mahalle Evine

e-Posta Yazdır PDF

anil-cecenYerel seçimlere giderken oy hesabıyla bütün siyasal partiler kendi çizgilerinin dışına çıkarak, seçmen avlamak üzere ters yönden yeni açılımlara kalkışarak seçim yarışından başarıyla çıkmak için uğraşmaktadırlar. Sağ partiler solda yer alan Alevi tabanı kendi yanlarına çekebilmek üzere laiklik doğrultusunda adımlar atarken, sol partiler de sürekli olarak sağ partilere oy veren islamcı taban içinden oy alabilmek üzere dinci adımlar atmağa başlamışlardır. Bu aşamada en çok tepkiyi de Atatürk'ün partisinin islamcı tabanı sağ partilerin etkisinden kurtarmak üzere dinci adımlar atması çekmiştir. Yıllardır laikliğin bekçisi gibi hareket eden Atatürk'ün partisi bu doğrultuda verdiği siyasal mücadeleyi Anayasa Mahkemesine sürekli başvurarak hukuki mücadele ile de tamamlamaya çalışmıştır. Hal böyle olmasına rağmen, yıllardır Türban kavgası veren bu partinin tam seçimlere giderken Türbandan daha kara bir örtü olan kara çarşaf açılımını gündeme getirmesi her yönü ile tam bir siyasal oportünizm olarak algılanmıştır. Türk kadınını örtünmenin karanlığından kurtarmağa çalışanların seçim arifesinde oy için daha büyük bir karanlık olarak kara çarşafa yönelmeleri, siyasal açıdan tam bir çarşaflama olarak algılanmıştır.  Küçük karanlıkları ortadan kaldırmak isteyen aydınlanmacı bir siyasal partinin seçim sırasında oy avcılığı için daha büyük karanlıkları destekler ya da savunur bir duruma gelmesi, Türk demokrasisi açısından ders verici bir anlam taşımaktadır. Kendi varlık nedeni ve asıl kimliği olan laiklik ilkesine ters düşerek bir siyasal partinin oy hesabıyla şimdiye kadar izlediğig çizginin tamamen tersi bir doğrultuya yönelmesi, Türk demokrasisi açısından son derece başarısız bir örnek oluşturmuştur.

Kara çarşaf atılımının yeterli olmadığı görülünce bu kez opportünizimde daha da ileri gidilerek kuran kursları açılımı gündeme getirilmiştir. Parti oligarşisinin temsilcisi olarak yıllardır politika yapan bir eski belediye başkanının kuran kursları açacağını ilan etmesiyle beraber tartışmalar daha da şiddetlenmiştir. Türkiye'yi bir din devletine dönüştürmek isteyen çevreler ve onların kalemşorları bu gibi dinci adımlara alkış tutarken, laik cumhuriyetin savunucusu durumundaki Atatürkçü ve cumhuriyetçi kitleler Atatürk'ün partisini Türk kamuoyunda tutarsızlığa sürükleyen şimdiki parti yönetimini ciddi boyutlarda sorumsuzluk ve fırsatçılıkla suçlamışlardır.

TRT-ŞEŞ, TÜRKİYE ŞAŞ

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye Cumhuriyeti devletinin kamu yayıncılığı  yapmak üzere kurmuş olduğu Türkiye Radyo ve Televizyon kurumu geçen ay içinde  kürtçe alt  kimlik dilinde yayınlara başlayarak , Türkiye’de  yeni bir alanda ilk adımı attı . Türkiye Cumhuriyeti anayasasına aykırı bir biçimde böylesine bir girişimde bulunulması , devletin idari organizması içinde yer alan bir kamu kuruluşu açısından  hukuka aykırı bir durum yaratmaktadır . Türk anayasasının  değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez  ilk üç maddesi içinde yer alan  Türkiye devletinin dili türkçe’dir ilkesi devam ettiği sürece ,hiç bir devlet ya da kamu kurumu  ulus  devletin tek resmi dili  olan Türkçe’den  başka hiç bir dilde resmen yayın yapamaz . Devletin birliği ve bütünlüğü ,üniter siyasal yapısı , ulus devlet karakteri  açıkca  devlet ve kamu  kurumlarının Türkiye Cumhuriyetinin çatısı altında  resmi dil olarak yalnızca Türkçe’nin kullanılmasını  zorunlu kılmaktadır . Bu ana ilkenin dışına çıkmak , devletin yapısına ters düşeceği gibi ayrıca da  anayasanın değişmez maddelerine açıkca ters düştüğü içindir ki , aynı zamanda bir anayasal suçun  doğmasına giden yolu açmaktadır . Bir hukuk devleti olan Türkiye’de hukukun üstünlüğü ilkesiyle beraber  anayasanın üstünlüğü de ana ilke  olarak kabül edildiği için huhu devletinin daha fazla zedelenmemesi için  böylesine anayasaya aykırı düşen bir durumun acilen ortadan kaldırılması  gerekmektedir .

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1464
mod_vvisit_counterDün3426
mod_vvisit_counterBu Hafta15452
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay31877
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü539406