Ulusal Gündem

Thursday, Sep 09th

Last update:12:51:09 PM GMT

You are here: UG DOSYA Röportaj

Röportaj

Devrim Gazetesi’nin Deniz Gezmiş’le Yaptığı Röportaj

e-Posta Yazdır PDF
DenizGezmisAtatürk’ün, “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş, son olayları şöyle yorumladı:

- Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen, bütçenin açığı 2,5 milyardır. Bu, tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler, egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü, daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi, devrimci gençlik eylemi, Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı, geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş, forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün.

- Gençlik eylemleri içinde önemli bir yerin var ve tutucu güçler senin okuldan atılmış olmanı sürekli istismar konusu ediyorlar. Bu durumda senin söyleyeceklerin neler?

- Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.

- Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir, biraz daha açıklar mısın?

- Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı, anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrim ci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.

- Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?

- Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.

- Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?

- Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de, emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.

- Bazı çevreler bu görüşleri, “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?

- Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek, halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı, aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı, “halk kızar” diye, halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy, Elmalı, Göllüce köyleri, davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı, aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp, egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez, gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu, hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki, tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”
(Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık. 1969 -sayı: 10 - sayfa: 2-7)

Suay Karaman, 27 Mayıs Harekatının Darbe Olmadığını Savundu.

e-Posta Yazdır PDF

suay23 Ocak 2010 tarihinde Antalya’da düzenlenen etkinlik sonrasında Cihan Haber Ajansı'nın yaptığı röportaj

" 27 Mayıs 1960'ın  Subaylarından Suphi Karaman'ın Oğlu Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisi, TÜMÖD Genel Sekreteri ve ADD GYK Üyesi Suay Karaman, 27 Mayıs Harekatının Darbe Olmadığını Savundu. Suay Karaman, “27 Mayıs Türkiye'ye Devrim Niteliğinde Kurumlar Kazandırmıştır.” ifadesini kullandı.

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 23 Ocak 2010 tarihinde  Atatürkçü Düşünce Derneği ile Cumhuriyet Gazetesi okurlarının da desteklediği 'Hukuk Devleti Hepimiz İçin' konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Suay Karaman program sonunda Cihan Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı. 27 Mayıs 1960 tarihinde yaşanan askeri harekatın darbe olmadığını savunan Karaman, o dönemde sivil halkın da 27 Mayıs harekatını desteklediğini belirtti. İnsanların tankların üzerine çıkarak sevgi gösterisinde bulunduğunu söyleyen Karaman, 27 Mayıs'ı bir askeri hareket olarak nitelendirerek şunları söyledi: “27 Mayıs askerin yanında sivil güçlerin katılımıyla yapılmıştır. 27 Mayıs'ta tankların üzerinde gençler vardı. Sokaklara dökülen halk 27 Mayıs'ı bayram içerisinde kutlamıştır. 27 Mayıs, adı demokrat olan bir partinin demokrasi dışı tutum ve hareketlerinden dolayı yapılmıştır. 27 Mayıs askeri bir harekattır. Daha sonra getirmiş olduğu 1961 Anayasası'yla bir devrim niteliğindedir. 27 Mayıs, getirdiği kurumlarla Türkiye'yi devrim niteliğine büründürmüştür."

 

Karaman, gündemle ilgili sorularımızı da yanıtlamıştır. Medyada her gün bir yenisi yayınlanan planlara 'sahte darbeler' diyen Karaman, bunları hükümetin gündem saptırma çabası olarak gösterdi.

Suay Karaman, son 7 yıldır Türkiye'de 'sivil darbe' yaşandığını iddia etti. Her gün bir yenisi ortaya çıkan darbe planlarının, gömülü halde ya da suyun altında bulunan silahların 'senaryo' olduğunu savunan Karaman, bütün bunların TSK'yi yıpratmaya ve halkın gözündeki itibarını zedelemeye yönelik olduğunu ileri sürdü.

Türkiye'nin ekonomik kriz, terör, yoksulluk, işsizlik, açlık gibi sorunları bulunduğunu dile getiren Suay Karaman, “İktidar Deniz Feneri gibi davalarla, açılım tartışmalarıyla sıkıştıkça başka senaryolar bulmaya çalışıyor. Silah bulmaktan, hükümete darbe yapmaktan, aklına gelen her şeyi yapıyor. CIA'nın taşeronu The Taraf gazetesi söylüyor, bunlar da onaylıyor.” dedi.

Karaman sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye'de 2009'un Haziran ayında irticayla eylem planı diye bir olay çıkartıldı. Islak imza, gerçek imza tartışıldı. Ortada yine bir şey yok. Hepsi çıkıyor gündem değişiyor. Olay gidiyor. Ergenekon soruşturması da bunun gibi. Ergenekon soruşturmasında içeri alınan insanlar sayesinde, AKP'yi ve Türkiye'yi zora sokacak olaylar kapatıldı. Hep örtüldü bunlar bu şekilde, hep gündem saptırıldı. Hala da bu süreç devam ediyor. Türkiye'nin bugün en dinamik sorunları terördür, işsizliktir, açlıktır, ekonomik krizdir, yoksulluk ve yolsuzluktur. Artık bunların hiçbiri konuşulmuyor. Sahte darbeler konuşuluyor.”

Türkiye'de hukukun ayaklar altına alındığını iddia eden Suay Karaman, “Türkiye'yi medyayla satın aldılar. Bize yaşam şansı vermemeye çalışıyorlar ama ne yaparlarsa yapsınlar biz her zaman güçlüyüz, her zaman uğraşacağız. Bizlerin içinde Mustafa Kemal sevgisi, yurt sevgisi, ulusallık var. Bizler Mustafa Kemal Atatürk’ün gençleriyiz ve bizler bunlara bu ülkeyi dar edeceğiz. Hukuk yarın bu iktidara da gerekecektir. Onlar sanmasınlar ki her şey güllük gülistanlık, kaçıp gidecekler. Nereye gitseler hukuk peşlerinden gidecek ve yaptıklarını tek tek soracaktır. Biz onların hepsini tek tek soracağız." diye konuştu.  "

 

(Cihan Haber Ajansı)

23.01.2010

Aziz Konukman: “IMF ile anlaşma yapılmamalı…”

e-Posta Yazdır PDF
Aziz Konukman

 Röportaj: Arzu Kök   Fotoğraf: Levent Arıöz

Son dönemlerde yaşanan küresel ekonomik krizi Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Sayın Aziz Konukman’a sorduk. Verdiği bilgilerle bizleri aydınlattığı için kendisine teşekkür ediyoruz.

ARZU KÖK: Hocam,Tüm dünyada yaşanan küresel krizin nedenlerini kısaca bize aktarabilir misiniz?

KONUKMAN: Kriz önce konut piyasalarında patlak verdi. 2006'nın 2. yarısından itibaren konut fiyatlarında var olan şişme, birden patladı. Bunun sonucu olarak konut fiyatları aşağı çekildi ve bununla ilgili kağıtlarda çok ciddi kriz ortaya çıktı. Şimdi biliyorsunuz mortgage dedikleri, TUSAD konut kredileri var. Ortada bir konut ve karşılığında da ipotek olmalıdır. Ancak bu modelde ipotek var, ama burada ilgili banka, o ipoteğe dayalı bir menkul kıymet çıkarıyor. Onu birisi alıyor ve garanti veriyor böylece ortada bir konutla bir ipotek varken, o ipotekten giderek üretilmiş yüzlerce kâğıt ortaya çıkmış oluyor. Bir rakam vereyim 1990’da bu kâğıtların değeri dünya milli hâsılasının yüzde yirmi yedisiymiş. Bugün gelinen nokta da ise 8 misli durumundadır. Böyle bir şey olamaz. Finansal piyasalarda reel sektör tamamlayıcı konumdadır. Yani onun büyümesi birbirinden kopuk olamaz. Eğer kopukluk oluyorsa kağıt üzerinden sahiplik iddiası olmuş olur. Ortada komik bir durum var. Yani bir anlamda konut fiyatlarında suni bir talep yaratılmıştır. Suni olarak kâğıtların düşmesi, konut fiyatları suni bir biçimde şişiriyor. Size 2. bir kez daha kredi daha açalım diyorlar. Bu kredilerin içinde bir de düşük vasıflı krediler var. Bu da orta sınıfı ev sahibi yapmak adına veriliyor. Yani kapitalizmin ütopyası olmuş oluyor. Herkes konut sahibi olacak, ev sahibi olacak. O kadar tuhaf durumlar olmuştur ki dar kesimli aileler de konut sevdasına tutulmuşlardır. Örneğin, yabancı bir gazetede var olan bir ilan şöyle diyor: “Gel seni konut sahibi yapalım dubleks ev alalım. Giriş katında sen oturursun üst katı da 2000 dolara kiraya verirsin. Bin dolarını kendin kullanır, 1000 dolarıyla da kredini ödersin.” Görüldüğü gibi hayalleri piyasalaştırıp, bu hayaller üzerinden metalaşma sürecine sokmuşlardır insanları. Dolayısıyla şişirilen bu balon birden patlamıştır. Kâğıtlarının her birinin ayrı komisyonu olması kağıtların fiyatlarını yükseltiyor, böylece de senin konut kredin 5’e katlandı denilip tekrardan yeni bir kredi veriliyor. Bu durumda da borsalara sıçrıyor.

 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1493
mod_vvisit_counterDün3426
mod_vvisit_counterBu Hafta15481
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay31906
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü539435