Ulusal Gündem

Thursday, Sep 09th

Last update:12:51:09 PM GMT

You are here: BİLİM VE TEKNOLOJİ Bilişim Teknolojileri

Bilişim Teknolojileri

Bakan'dan Youtube yasağı konusunda Ulusalcı Duruş

e-Posta Yazdır PDF

binali-yildirimUlaştırma Bakanı Binali Yıldırım, büyük tepki çeken internet yasakları hakkında açıklama yaptı. Yıldırım son yasaktan google'ı sorumlu tutarak şunları söyledi:

"Türkiye'de faaliyet gösteren, Türkiye'den reklam geliri elde edip de Türkiye'ye bir katkısı olmayan sitenin bu tutumunu devam ettirmesi bu ülkenin geleceği için vergi veren vatandaşlarımızı da rahatsız etmektedir. Bunu bu sitenin bilmesi lazım...
Hukukun verdiği bir kararı yine hukuk yoluyla kaldırmamız gerekiyor. Bu evrensel bir kuraldır. Firma bu kuralı izlemek istemiyor. Bu firma ne kadar büyük olursa olsun, bizi ilgilendirmez. Türk vatandaşı nasıl yargıya hukuka saygılıysa, bunların da aynı şekilde yargıya saygılı olmaları lazım.
Bunu yaparken aynı zamanda dedik ki, gelin Türkiye’de bir irtibat büronuz olsun, bir şubeniz olsun.
Maliye Bakanlığı firmaya 30 milyon TL’lik vergi tahakkuku yapmıştır.

YOUTUBE YASAĞINI GÜNDEME GETİRMEK İÇİN BİLEREK YAPTILAR

Son günlerde Google’daki yavaşlama ise hiçbir şekilde Türkiye ile ilgili bir konu değildir. Burada da bir saptırma yapılıyor. YouTube’un belirli IP’lerden girişlerinin yasaklanmasının ardından, YouTube’u da devrelan Google bazı IP numaralarıyla kendi IP numaralarını birleştirdi.
Bunu YouTube yasağını gündeme getirmek için özel bir gayretle yaptılar. Bu konunun mahkeme kararıyla bir ilişkisi yoktur.

VERGİ MÜKELLEFİ OLUN

Bizim çağrımız şudur. Gelin yetkililerle masaya oturun. Yasalarımızın istediği şartları yerine getirin. Ondan sonra istediğiniz kadar yayınınıza devam edin.
'Ama ben bunları kabul etmem, ben küresel bir firmayım, bana kimse bir şey yapamaz' anlayışını devam ettirirseniz, kusura bakmayın Türkiye Cumhuriyeti yasalardan aldığı güçle gerekeni yapar.
20’den fazla ülkede bu paylaşım sitesinin şubesi var, yerli içeriği var. Oralarda vergi mükellefi, o ülkenin kanunlarına riayet ediyor. Bizim de istediğimiz diğer ülkelerde yaptığı işi bizim ülkemiz de yapsın.

VATAN

Tüm Dünya küresel ağlarla birlikte kendi ulusal bilişim alt yapısınıda bir yandan kurarken bizde de bu yönde daha ciddi adımlar atılmalı, atılan adımlara yatırımlar yapılmalı ve bilişim emperyalizmine set koyan önlemler artırılmalı...

UG

Arapların yüksek teknoloji yatırımları devam ediyor; ATIC yarıiletken devi olma yolunda

e-Posta Yazdır PDF

Petrol gelirleri sayesinde ciddi bir sermaya birikimine sahip olan Arap dünyasındaki yüksek teknoloji ilgisi devam ediyor. Özellikle Abu Dabi (Birleşik Arap Emirliklerinin başkenti) merkezli firmaların yatırımları dikkatlerden kaçmıyor. Abu Dabi merkezli Mubadala firmasının Ferrari F1'e sponsor olmasıyla başlayan bu akımda AMD ile birlikte GlobalFoundries firmasının kurucu iki ortağından birisi olan ve %65.8 gibi çoğunluk hisseyi elinde bulunduran ATIC (Advanced Technology Investment Company) önemli bir girişim de daha bulunarak Chartered Semiconductor firmasını satın alacağını açıkladı.

Fabrikası olmayan yarıiletken firmaları için hacimli üretim yapan ve TSMC firmasından sonra bu alandaki en büyük oyunculardan birisi olan Chartered Semiconductor firması ile anlaşmaya varıldığını açıklayan ATIC, hisse başına 1.87$ olmak üzere toplamda 1.8 milyar dolarlık bir ödeme karşılığında firmayı satın alacağını açıkladı. ATIC'den Waleed Al Mokarrab açıklamasında uzun dönem yatırım planları ve finansal desteği ile Chartered firmasının yeni nesil üretim teknolojileri için seviye atlayacaklarını ve yeni yetenekler ve ileri teknoloji fabrikasyon süreçleri için yeni fırsatlar yakalayacağını açıkladı.

Son çeyrekte tamamlanması beklenen satın alma ile birlikte ATIC firmasının yarıiletken endüstrisinde güçlü bir oyuncu olacağı belirtiliyor. AMD ile birlikte GlobalFoundries firmasını yöneten, Dresden'deki üretim tesislerine ek olarak New York'ta açıldığı an itibariyle dünyanın en gelişmiş yarıtilek tesisi olacağı belirtilen Fab2 isimli yeni fabrikanın temellerini atan ayrıca Fab3 için de planlama aşamasında olduğu belirtilen ATIC, Chartered firması ile birlikte fabrikasız yarıtiletken üreticileri için hacimli üretim olanaklarını arttıracağı ve bu açıdan TSMC'ye güçlü rakip olacağı belirtiliyor.

Organize suçların yeni hedefi sanal dünya

e-Posta Yazdır PDF

Amerika Birleşik Devletleri'nde bir bilgisayar korsanının tüm engelleri rahatlıkla aşarak yaklaşık 130 milyon kişinin kredi kartı bilgisine ulaşması, sanal ortamda güvenlik konusunu tekrar gündemin üst sıralarına taşıdı.

 

Kişisel veriler dijital ortamda da yer aldığından beri bunların güvenliğine ilişkin kaygılar da arttı. Hatta Beyaz Saray bile tehdit altında bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama seçim kampanyası sırasında bir bilgisayar korsanının saldırısına uğramıştı. Obama 29 Mayıs'ta yaptığı konuşmada internet ortamında işlenen suçların ciddiyetini dile getiren ilk Amerikan Başkanı oldu. Amerika'nın veri konusunda iyi işleyen bir alt yapıya ihtiyacı olduğunu belirten Obama sözlerini şöyle sürdürdü: "Siber uzay gerçek bir kavram. Bununla birlikte siber uzaydaki tehlikeler de gerçek. Bilgi çağında yaşadığımız bu dönemin en büyük ironilerinden biri de, bir şeyleri yaratmamızı ve oluşturmamızı sağlayan, bizi güçlendiren teknolojinin aynı zamanda bize zarar vermesidir."


Malware'e dikkat!

Günümüzde dünya her yeri oluşturulan ağ sayesinde birbirine bağlı. Bu durum, internet ortamında ağ kuran kötü niyetli kişilerin da hassas ve gizli verilere ulaşmasını sağlıyor. Bu veriler, genellikle kişisel bilgisayarlara kullanıcının haberi olmadan gönderilen programlarla kötü niyetli şahısların eline geçiyor.

 

Mikko Hypponen, Finlandiya'da F-Secure adlı güvenlik şirketinin araştırma bölümü başkanı. Hypponen, yaklaşık 20 yıldan bu yana siber ortamda güvenliğin sağlanması konusunda çalışıyor. Finlandiyalı uzman, bazı internet sayfalarının ziyaret edilmesi durumunda, "malware" adı verilen bu programların bilgisayara kendiliğinden yüklendiğini belirtiyor: "O andan itibaren artık bilgisayarın, senin eski bilgisayarın değil. O andan itibaren bilgisayarın sanal alemde suç işleyen kişilerin denetimine geçiyor. Bilgisayarına ya aslında yasak olan spam adı verilen istenmeyen mesajlar gönderiyorlar ya da büyük olasılıkla klavye üzerindeki hareketleri kopyalıyorlar. Ve internet üzerinden alış veriş yaptığın sırada, kredi kartı numaranı vermeni umuyorlar. İşte bu şekilde insanların kredi kartı bilgileri başkalarının eline geçiyor.

 

Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 130 milyon kişinin kredi kartına ait bilgilerin çalınması, buna bir örnek teşkil ediyor. Merkezi bir bilgisayar, diğer bilgisayarlara gizlice bir program gönderiyor. Sonunda "botnet" adı verilen binlerce bilgisayarın denetlenebildiği, yasalara aykırı bir ağ oluşuyor. Bonn Üniversitesi'nden Tillmann Werner, bu ağlar üzerinde çalışıyor: "Botnet dendiği zaman, uzaktan denetlenebilen virüslü bir sistemi kastediyoruz. Bu sistemin bir kumanda merkezi bulunuyor. Botnet'in işletim programı da virüslü sistemi denetleyebiliyor. Genellikle bu virüslü sistem ile insan her istediğini yapabilir."

Kara Pazar ağı

 

Bu sistemin yaygınlaşma tehlikesi bulunuyor. Yapılan araştırmalarda yaklaşık bir buçuk milyon bilgisayarın kayıtlı olduğu ağlar ortaya çıkarıldı. Bu ağlara giriş yapma imkânı sağlayan bilgiler de alınıp, satılabiliyor. Amerikan Federal Soruşturma Dairesi (FBI) iki yıl boyunca yaptığı araştırmaların sonucunda Ekim 2008'de "Kara Pazar" adlı yasa dışı bir internet sayfasını ortaya çıkardı. "Kara Pazar"ın yaklaşık 2 bin 500 üyesi bulunuyordu. Operasyon sonucunda aralarında Almanya'dan da şüphelilerin bulunduğu 56 kişi tutuklandı. Küreselleşme çağında organize suçlar üzerinde çalışan İngiliz gazeteci Misha Glennis siber suçlara ilişkin şunları söylüyor: "Bu sayfalarda botnet adı verilen bu virüslü sisteme giriş imkânı sunan kişiler kayıtlı. Böyle bir sistem kurulması için ‘malware' adı verilen bu kötü niyetli programları ya kiralıyor, ya da satıyorlar. İşler kolaylıkla ve hızla hallediliyor. Bunu yapabilmek için önemli teknik bilgiler gerekmiyor. Bugün artık 16-17 yaşındakilerin bile sahip olduğu temel bilgisayar bilgisi yeterli."



Matthias von Hein / Çeviri: Jülide Danışman

Editör: Hülya Topcu

Dünyadaki internet kullanıcı sayısı, 1 milyar 596 milyonu geçti.

e-Posta Yazdır PDF
ANKARA -AA- Yaklaşık 40 yıl önce ABD askeri üslerini telefon hatları ile birbirine bağlama fikriyle ortaya çıkan internet, geçen süre zarfında gelişerek içinde 1,5 milyarı aşkın insanı barındıran sanal bir dünya haline geldi. Tüm dünyadaki internet kullanıcı sayısı, 1 milyar 596 milyonu geçti.
En çok internet kullanıcısına sahip kıta Asya'da Çin, yaklaşık 298 milyon kullanıcı ile kıtanın, listede üst sırada yer almasında ön planda bulunuyor. 393 milyon kullanıcı ile ikinci sırada bulunan Avrupa'da, Almanya 55 milyondan fazla siber ziyaretçi ile ilk sırada yer alıyor. Kuzey Amerika kıtasında ise 251 milyon kullanıcının 227 milyonu ABD'de yaşıyor.

Sandıkta başarı, teknolojiden geçiyor

e-Posta Yazdır PDF

Obama'nın ABD'de başkan seçilirken aktif şekilde yararlandığı internet araçları, Alman seçimlerine de uygulanmaya çalışılıyor. Yeni iletişim kaynaklarına, seçmenin ilgisizlik ve bıkkınlığı azaltmak için umut bağlanıyor.

 

Bugünlerde seçimleri kazanmak isteyen, internetten de yararlanmak zorunda. İnterneti değerlendirmeyen siyasi partiler ve siyasetçilerin hiçbir şansı yok. Bunlar, Forsa Kamuoyu Araştırmaları Enstitüsü'nün Almanya'daki bilişim, telekomünikasyon ve yeni medya alanlarını aynı çatı altında toplayan Bitkom adlı birlik ile işbirliği içinde hazırladığı ve internetin seçimlerde oynadığı rolü mercek altına alan raporun sonuçları. Rapora göre, internet seçmenler arasında yaygın olan siyasete ilgisizlik ve siyasetten bıkkınlığı azaltabilir ve seçime katılım oranlarını arttırabilir.

 

İnternet seçimlerde belirleyici rol oynuyor

 

İnternet kullanıcıları arasında, gençlerin başı çektiği bilinen bir gerçek. Bu yüzden de toplam nüfus içinde, internetin klasik kitle iletişim araçlarının arkasından beşinci sırada yer almasına rağmen, 18 ile 29 yaş arasındakilerin dörtte üçünün, siyaset hakkında internetten bilgilendikleri şaşırtıcı bir veri değil. Öte yandan kayıtlı seçmenlerin yarıya yakını, seçim sonuçlarında internetin önemli bir rol oynadığı kanısında. Başka bir deyişle, internete hiç girmeyen ya da interneti çok nadir kullanan kişiler bile bu yeni kitle iletişim aracının seçimlerde belirleyici olduğu görüşünde.

 

İçerik klasik medyadan

 

Almanya'daki ileri teknoloji birliği Bitkom'un başkanı August-Wilhelm Scheer, siyaset ile ilgilenenlerin internete girdikleri zaman da bildikleri isimlere, tanıdıkları markalara yönlenmesini ilginç bir veri olarak nitelendiriyor. Daha çok gazetelerin, dergilerin, televizyon ve radyo istasyonlarının internet sayfalarının tıklandığını, yani içeriğin, yine de klasik medyadan geldiğini belirten Scheer, bu içeriğin sadece farklı bir biçimde tüketildiğine dikkat çekiyor.

 

Sosyal ağ siteleri önem kazanıyor

 

Facebook veya MySpace gibi sosyal ağ sitelerinin önemi giderek artıyor. Bloglar ve Twitter forumları da ağırlık kazanıyor. Scheer, seçmenlerin bu kanallardan siyasetçiler ve adaylar hakkında daha ayrıntılı bilgi edinebilecekleri görüşünde ve "İnsan, adaylığını koyan bir kişinin siyasi geçmişini bilmek istiyor. Nasıl bir çevreden geliyor? Ona güvenebilir miyim? Hangi bağlantıları var? Yan işlerde çalışıyor mu? Bu faaliyetleri yüzünden etki altında kalması olası mı?" şeklinde konuşuyor.

 

İnternet üzerinden oy vermek mümkün olsa

 

Forsa Kamuoyu Araştırmaları Enstitüsü'nün Genel Müdürü Manfred Güllner, seçmenler arasında yaygın olan siyasetten bıkkınlık ile mücadelede internetin önemli rol oynayabileceğini düşünüyor. Yapılan ankete göre, Haziran ayında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde internet üzerinden oy vermek mümkün olsaydı, seçmenlerin yüzde 43'ü yerine yüzde 54'ü oyunu kullanacağını belirtiyor.

 

Obama internetin nasıl kullanılacağını gösterdi

 

İnternet üzerinden karşılıklı iletişimin de önemi çok büyük. Güllner, ABD Başkanı Barack Obama'nın, internet aracılığıyla nasıl yakınlık sağlanabileceğini ve yabancılaşmanın nasıl önlenebileceğini gösterdiğini de hatırlatıyor, ancak Obama'nın, Obama olduğu için zafer kazandığını da ekliyor. Güllner şöyle devam ediyor: "Siyasi programdaki eksikleri internet ile gidermek mümkün değil. Siyasetçi karizmatik biri değilse, internetteki en harika kampanya da işe yaramaz. Ancak internet önemli ve tamamlayıcı bir faktör ve doğru kullanıldığı takdirde, siyasetçi ile seçmen arasında bir yakınlığın doğmasına yardımcı olabilir."

 

Almanya bu konuda henüz kalkınmakta olan bir ülke

 

Bitkom Başkanı August-Wilhelm Scheer ise ABD ile Almanya'daki şartların birbiriyle henüz karşılaştırılamayacağını söylüyor ve siyasetçilerin internetteki destekçi sayılarına bakıldığı zaman, iki ülke arasındaki farkın gözler önüne serildiğini belirtiyor. Söz konusu destekçiler, internette belli sayfalarda bir politikacının yandaşı olarak kaydoluyorlar ve bu sayfalar üzerinden miting tarihleri gibi bilgiler ile sürekli güncelleniyorlar. Scheer şunları söylüyor:

"Facebook'a baktık, Başbakan Angela Merkel'ın 14 bin destekçisi var, rakibi Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier için ise beş bin kişi destekçi olarak kaydolmuş. Tüm sosyal ağları toplarsak, Merkel'ın destekçilerinin yaklaşık 100 bin, Steinmeier ise 20 binin biraz üzerinde olması gerekiyor."

 

Karşılaştırmak gerekirse: ABD Başkanı Obama'nın seçim öncesi internetteki destekçilerinin sayısı yaklaşık beş milyondu. Yani Almanya, bu alanda henüz kalkınmakta olan bir ülke.

 

DW

Marcel Fürstenau / Çeviren: Aydın Üstünel

Editör: Hülya Köylü

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1413
mod_vvisit_counterDün3426
mod_vvisit_counterBu Hafta15401
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay31826
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü539355