Ulusal Gündem

Monday, Sep 06th

Last update:12:29:02 PM GMT

You are here: DÜNYA Orta Doğu

Orta Doğu

Hac Morbi ac leo at felis at convallis ante magnis nibh. Tincidunt cursus quam dis ut aliquet ac Vivamus netus suscipit id. Velit tortor ornare tellus quis nec.

İRAN, GAZZE' YE GELİRSE

e-Posta Yazdır PDF
Mavi Marmara gemisinin Gazze'ye insani yardım misyonunun ardından,
İsrail'e, başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyadan  büyük tepki ve öfke;
Gazze ablukasının kaldırılması amaçlarında; sivil  toplum örgütlerinin yüreklenmeleri nedeni oluyor.
İran, "Filistin Ulusunun Müdaafası İçin Birlik" örgütünün  hedefi,  ablukanın kaldırılmasıdır.
İran Devlet Radyosu, örgütün Gazze Şeridine yardım malzemesi taşıyan ilk  gemisinin yola çıktığını bildiriyor.
İran Kızılayı Uluslararası Direktörü Abdolrauf Adidzadeh, diğer bir geminin de hazır olduğunu açıklıyor.
Orta Doğu ısınıyor...

*
Geçtiğimiz hafta Asya Güven Oluşturma Girişimleri ve Teamül Konferansı için İstanbul'da,
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ahmedinejad,
"İsrail, İran için bir sinekten farklı değildir.
İsrail'in İran'a sataşması bir tavşanın bir aslana saldırmasına benzer.
İran'ın esas muhatabı İsrail değil, sahipleridir" diyordu.
İran'ın insani yardım gemisinin yola çıkması üzerine Jerusalem Post Gazetesi;
"İran gemileri Gazze'ye ulaşamayacak. Geçişine izin verilmeyecek.
İran'dan gelen tehditin boyutunu bilmiyoruz ama Tahran her zaman ki gibi yaygara yapıyor" diye yazıyor.

*
Mahmud Ahmedinejad seçimden bir yıl sonra İran'ı derininden değiştirmiş bulunuyor.
Hileli seçimler söyleminden hareketle demokratik talepler peşinde muhalefet ve liderleri Hüseyin Müsavi ve Mehdi Karubi;
İran İslam Devriminin korunması sorumlusu Devrim Muhafızlarının şiddete varan baskısı altındadır.
Devrim Muhafızları ya da Sipah-i Pasdaran-i İngilabi İslami; İran'ın güvenlik ve nükleer politikalar ve ekonominin  bir çok alanında  en önemli  aktördür.
Şii hiyerarşisini hedef alan iktidarın; tam egemenidir.
Ahmedinejad; Devrim Muhafızlarının oluşturduğu İran Askeri rejiminin liderliğini yapıyor...

*
BM Güvenlik Konseyi yaptırım kararları , İran  Pasdaran'larını hedef alıyor.
İçeride ve dışarıda Pasdaran ekonomisi ablukadadır.
Ayrıca ABD;  hükümeti kararlarıyla Pasdaran ekonomik gücünü zayıflatmaya çalışıyor.
Ahmedinejad  askeri iktidarı; cenderededir...

*
Bu esnada;
Filistin Ulusunun Müdafaası İçin Birlik, sivil toplum örgütünün  Gazze'ye yardım gemisinin ardında,
BM yaptırım kararları ile gücü kısıtlanmaya başlanan İran iktidarının;
Asker tepkiselliğinin aranması gerekiyor.

*
İran'ın Gazze'ye insani yardımı;  İsrail muhalefetiyle karşılaşılması halinde, İslam ülkeleri halklarının  ikinci bir çığlığı olacağı,
Türkiye'nin yarattığı ilk infialden sonra,
Arap ülkeleri iktidarlarının; halklarından kopan bu çığlığa da kayıtsız kalamayacağı  düşünülüyor.
Böylece İsrail'in, bölgesinde yalnızlaştırılması süreci başlarken,
Filistin Devletinin kurulması yönünde ağır  baskılar oluşturmak hedefleniyor.
İnsani Yardım için yapılan girişim karşısında ABD' nin; dünyaya anlatacağı gerekçesinin olmayacağı ve kıta'sında  kalacağı hesaplanıyor.
Üstelik  ABD'nin; Irak'ta , Afganistan'da,  Türkiye'de  ne de başka bir yerden hareketi kısıtlanıyor.
İsrail yalnızdır, ABD kıta'sında bırakılmakla; anlaşılıyor ki,  potansiyel sıcak çatışma lokalleştiriliyor.


*
İran'ın Gazze'ye insani yardımının bir amacı da Türkiye ile  Filistin konusunda  amaç birliğinin sağlanmasıdır.
Öylece ABD ve klasik anlamda İsrail  müttefiki olan Türkiye'nin; müttefik yükümlülüklerinde sabitlenmesi amaçlanıyor.
Türkiye;  içine çekildiği Orta Doğu'da nötrleştiriliyor.
Ne İsa, Ne Musa ne de Muhammed'e yaranamaz duruma getiriliyor.
Ya da Türk Eşbaşkanın Büyük Orta Doğu Projesinde  potansiyel misyonunun sıfırlandırılması planlanıyor...

*
Bölgeyi  etkileyebilecek diğer bir unsur Türkiye- İran dengesinde Kürt Sorunudur.
PKK ve PJAK örgütlerinin fiili yöneticisi Murat Karayılan geçtiğimiz hafta İran'a bir teklifte bulunuyor,
İran Kürtlerinin  demokratik ve siyasal gelişimlerinin önünün açılması halinde,
İran'da eylemsizlik kararı alınacağını, açıklanıyordu.
Bu teklifle birlikte İran askeri ,  PJAK'a operasyonları içinbulundukları  Kandil'de, Kuzey Irak  topraklarından  bir gün içinde çekiliyor.
İran; toprağında  Kürt'ler ile anlaşmaya mı varmıştır?

*
Gazze'ye  yardım taşıyan İran gemisi, İsrail'in Akdeniz'de kara sularına yaklaştıkça;
Orta Doğu'dan dünyaya, dalga dalga gerginlik yayılıyor.          
İran-İsrail gerginliği Orta Doğu'yu ısıtıyor.
Anlaşılıyor ki İran; kurgusunu  tam zamanında yapmıştır.
Mesela AKP iktidarının  bölge lideri Türkiye'sine bakınız;
Bölgede sıcak bir durumun vuku bulması halinde Türkiye;
İktidarının bağımsızlığına  verdiği   zarar sonucu,  eli- kolu  bağlı,biçare ve yangının orta yerindedir!

*
Orta Doğu'nun ne zaman, ne, neyi üreteceği kestirilemiyor...





İsrail ile İsveç arasında Organ Mafyası haberi krizi

e-Posta Yazdır PDF
Tel Aviv'deki İsveç Konsolosluğu önünde gösteriler düzenlendi

İsveç'in Aftonbladet gazetesinde geçtiğimiz günlerde yayımlanan bir haber üzerine çıkan İsrail-İsveç gerginliği devam ediyor. İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, İsrail yönetimine basın özgürlüğü ilkesini hatırlattı.

 

İsveç gazetesi Aftonbladet muhabirinin Gazze Şeridi'nde 17 yıl önce öldürülen Filistinli bir gencin annesi ve kardeşiyle görüşerek yaptığı haberde, İsrailli askerlerin organ hırsızlığı için Filistinlileri öldürdüğü iddiasına yer vermişti. Ancak haberde kanıt yer almıyordu, organ hırsızlığı iddiası sadece ailenin açıklamalarına dayandırılmıştı.

Habere İsrail yönetiminin tepkisi ise sert oldu. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, İsveç hükümetinden haberi açıkça kınamasını istedi. Netanyahu, "Biz İsveç hükümetinden özür beklemiyoruz, biz haberi kınamalarını istiyoruz" dedi. İsveç hükümetinden ise bu talebe "hayır" yanıtı geldi. İsveç Başbakanı Fredrik Reinfeldt, ülkesinde basın özgürlüğü ilkelerinin geçerli olduğuna işaret ederek şu açıklamayı yaptı: "Şayet İsveç'ten kasıt İsveç Hükümeti ise kimse bizi prensiplerimizden vazgeçmeye zorlayamaz. İsveç'te hiçbir hükümet, bir gazetenin yayınladığı habere karışmaz. İsveç olarak biz bu şekilde davranmayı tercih ediyoruz."

Filistinlilerin iddialarının kanıtı yok

Bir bulvar gazetesi olan Aftonbladet, İsveç'in saygın gazeteleri arasında yer almıyor. Serbest çalışan bir muhabir tarafından yapılan  "Oğullarımızın Organları Yağmalandı" başlıklı haberde kanıt da bulunmuyor. Nitekim Aftonbladet gazetesi de haberin İsrail ve İsveç arasında krize neden olmasının ardından birçok soruyu gündeme taşıdıklarını, ancak Filistinlilerin dile getirdikleri iddiaların bir kanıtı olmadığını yazdı.

Haberi kınamayacağını duyuran İsveç yönetimi, ancak diğer yandan yükselen tansiyonu da düşürmeye çalışıyor. Resmi bir kınama kararı alınmayacağını yineleyen İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt'in yakında İsrail'e bir ziyaret gerçekleştirmek istediği belirtiliyor. İsveç Dışişleri Bakanı, olayın İsveç hükümetiyle bağlantısı olmadığını, bu nedenle haberle ilgili resmi bir özrün de söz konusu olamayacağını söylüyor: "Hayır, bu bizim değil Aftonbladet'in sorunu. Ben hiçbir şekilde onların makalesinden sorumlu değilim, olmam da. Beni asıl endişelendiren, bundan İsveç'te antisemitizmin önemsenmiyor olduğu veya başka dinlerden olan insanları ayıpladığımız gibi bir fikrin çıkarılması... En önemli görevimiz böyle bir izlenimin oluşmasının önüne geçmek."

Çalışma izinleri yakından incelenecek

Olayın ardından İsrail hükümetinin verdiği, İsveçli gazetecilerin çalışma izinlerinin daha yakından incelenmesi kararına İsveç Gazeteciler Birliği Başkanı Agneta Lindblom Hulthen'den şu yanıt geldi: "Olay, İsveçli tüm gazetecileri bu haber yüzünden cezalandırma noktasına gelirse, akreditasyonları iptal edilir veya İsrail'e seyahat etmeleri engellenirse, bunu protesto edeceğiz. Savaş ve kriz ortamlarında sıklıkla rastlandığı üzere, önemli bilgilerden mahrum kalacağımızdan endişe ediyoruz. Daha önce demokratik bir hükümetin bu şekilde davrandığını hatırlamıyorum."


İsveç Gazeteciler Birliği Başkanı da İsrail'in, İsveçli Aftonbladet gazetesinin yaptığı bir haber nedeniyle İsveç Hükümeti'nden resmi özür talebini saçma bulduğunu belirtti.

Ancak İsrail tarafı, İsveç yönetiminden yapılan açıklamaları yetersiz buluyor. İsveç'in Tel Aviv'deki Büyükelçisi Elisabeth Borsiin Bonnier Aftonbladed'in haberini şok edici ve çirkin olarak nitelendirirken, İsrail Maliye Bakanı Juval Steinitz ise İsveç hükümetinin tutumunda bir değişiklik yapmaması halinde krizin süreceği uyarısında bulundu. Sosyal Güvenlik Bakanı İsaac Herzog, gazeteye karşı yasal adımlar atılmasını istedi.

 

Albrecht Breitschuh / Çeviren: Banu Ertek

Editör: Hülya Köylü

İran Hükümetine Kadın Bakan Atanıyor

e-Posta Yazdır PDF
Iranian President Mahmoud Ahmadinejad delivers a speech after taking the oath of office during a swearing-in ceremony at the parliament in Tehran, 05 Aug 2009

Televizyondan halka seslenen Ahmedinejad Fatime Ajorlu'yu Refah ve Sosyal Güvenlik Bakanı, Marziye Vahid Dastgerdi'yi ise Sağlık Bakanı olarak atayacağını açıkladı.

Dastgerdi şu anda milletvekili olarak görev yapıyor. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad ismini açıklamadığı en az bir kadını daha bakan olarak atayacağını vurguladı. İran'ın son kadın bakanlarından Farrukhru Parsay yolsuzluk suçlarından 1979 İslam Devrimi sonrası idam edilmişti. Bir diğer bakan Mahnaz Afkhami ise şu anda Amerika'da ikamet ediyor ve İran Çalışmaları Merkezi'nin başında bulunuyor.İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad yeni kuracağı kabinesine en az üç kadın bakan atayacağını söyledi. Gerçekleştiği takdirde bu 30 yıllık İran İslam Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olacak.

Hamas Gazze'yi örtüye sokuyor

e-Posta Yazdır PDF

Gazzelilerin yazın ferahlamak için akın ettiği plajda kadın-erkek ilişkileri ve giyim-kuşam sıkı denetim altında. Hatta erkeklere fanila-şort giyme uyarısı yapılıyor


Gazze'den Hamas'ın İslami ideolojisini hayat tarzı olarak dayattığı haberleri geliyor. Kız öğrenciler örtünmeleri için baskıya uğruyor. Mağazalara çıplak mankenleri örtüp başsız hale getirme talimatı verildi. İç çamaşırı paketindeki kadın resimleri yırtılıyor. Plajda ahlak ve giyim denetimi yapılıyor

GAZZE - Filistin'de demokratik seçimi kazanan ama El Fetih'in darbe komplosuyla karşı karşıya kalan Hamas'ın, Haziran 2007'de tümüyle ele geçirdiği Gazze'de İslami ideolojisini insanların özel yaşamına dayatmaya başladığı iddia ediliyor.

Son olarak yüksek mahkeme başyargıcının eylülden itibaren kadın avukatlara duruşmalara başörtülü ve uzun pardesü giyerek girmeleri talimatı verdiği Gazze'den, Din İşleri Bakanlığı'nın yürüttüğü ‘fazilet mücadelesine' koşut özellikle giyim kuşam, kadın-erkek ilişkileri konusunda baskı yapıldığı haberleri geliyor.
Amerikan haber ajansı AP, polisin iç çamaşırı satan mağazalara cansız mankenlerin üzerlerini örtmesi talimatı verdiğini, plajlardaki devriye gücünün bekâr çiftleri ayırıp erkekleri gömlek ya da tişört giymeye zorladığını aktarıp "Kurallar belirsiz. Kuralları çiğneyenlerin dövüldüğü ve öğretmenlerin kızlara başörtüsü takmaları için baskı yapmalarının söylendiğine dair haberler var" dedi.

Öğretmenlere bakanlık talimatı

AP "Hamas ideolojisini insanların özel yaşamına taşıyacak kadar kendini güçlenmiş hissediyor" yorumunu yaparken, Hamas ‘fazilet mücadelesi'nin hala gönüllülük esasına göre yürütüldüğünde ısrarlı. Din İşleri Bakanlığı ‘yapılması meşru olanlar ve haram olanlar' listesi çıkarıp sokaklara asıyor, camilerde ahlak üzerine hutbeler verdiriyor, düğünlerde harem selamlık uygulamalara gidilmesi ve gençlerin müstehcen sözleri olan müzikleri dinlememesi çağrısı yapıyor.


Okullarda başörtüsü takıp takmamak öğrencilerin isteğine bağlı olsa da liselerden birinde kayıtta başörtüsü ve uzun elbise zorunluluğu getirdi. Eğitim Bakanlığı sözcüsü Halid Radi, öğretmenlerden kız öğrencilere örtünmeleri yönünde baskı yapmalarının istendiğini söyledi. Mağaza sahipleri ise çıplak mankenlerin örtülmesi ve İslam'ın insan suretini haram kıldığı iddiasıyla mankenlerin başsız hale getirilmesi talimatı aldı. Dükkan sahipleri iç çamaşırı paketlerindeki kadın resimlerini de yırtmak zorunda kaldı. Dayatma özellikle alt gelir gruplarının gittiği marketlerde yapılırken zengin semtlerde özgürlüklere şimdilik dokunulmuyor.

Plajda kız-erkek gezmeye dayak

Plajda 18 yaşındaki Muhammed Amta ise sivil bir güvenlikçinin kendisinden İslami görünmediği gerekçesiyle gömlek giymesini, Batı kültürünü yansıtıyor diye iki gümüş yüzüğünü ve örgü bileziğini çıkarmasını istediğini söyledi. Bir cankurtaran da dizlere kadar şort ve fanila giyme talimatı aldığını aktardı. Geçen ay sahilde bir kızla birlikte yürüyen üç genç ahlaksız hareketlerde bulundukları suçlamasıyla gözaltına alınıp dayak yemişti. Hamas hükümeti bu muameleyi kınarken örgütün liderlerinden Yunus Astal, BM'nin yaz kamplarındaki yüzme ve dans dersleriyle gençlerin ‘ahlaksız' davranmaya itildiğini ve uyuşturucuya alıştıklarını öne sürmüştü.

‘İslami uygulama kaçınılmaz'

Din İşleri Bakan Yardımcısı Abdullap Ebu Carbu, fazilet kampanyasını "İnsanları ahlaklı olmaya ve günahlardan uzak durmaya teşvik ediyoruz" diye savundu. Hamas'ın görüşlerini dayatmadığını ama teşvik yöntemiyle aşamalı olarak toplum yaşamına soktuğunu söyleyen Ebu Carbu, İslami kuralların gelecekte kaçınılmaz olarak uygulanacağını söyledi.

Mahkemelerde başörtüsü zorunluluğundan 150 kadın avukattan sadece 10'unun etkilenmesi beklenirken, başı açık avukat Subhiye Cuma "Kişisel özgürlüklerimiz elimizden alıyor" diyerek emre uymayacağını ve halk tepkisinin Hamas'ı geri adıma zorlayacağına inandığını söyledi. İnsan hakları savunucularından Halil Ebu Şammala "Toplumu İslamlaştırma girişimleri var. Hamas'ın yalanlamaları sokakta gördüklerimizle çelişiyor" derken, Hamdi Şekur, Gazze'deki muhafazakârlaşmadan İsrail'in ambargo politikasını sorumlu tutarak "Tecrit aşırılıkçılık ve karanlık fikirleri besliyor" yorumunu yaptı. (ap)

 

*-*-*-*

İslamcı hareketlerden özgürlüklere saygı beklemek imkânsız

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=947369&Date=30.07.2009&CategoryID=81

 

Hamas'ın İslamcı gündemini dayatmaya başlaması İslamcıların değişmeyeceğini bir kez daha gösterdi. İslamcılar iktidara gelene dek özgürlük ve demokrasi vurgusu yapıyor, güç sahibi olduklarındaysa bu ilkeleri çöpe atıyorlar.


ABDULLAH EL EYYUBİ 

Gazze'deki Filistinli vatandaşların Hamas'ın bölgenin kontrolünü sürdürüp siyasi, sosyal ve ekonomik işleri yürütmesi karşısında duyduğu endişeler yersiz değil. Siyasal İslami güçler demokrasiyi, siyasi çeşitliliği ve özgürlükleri ‘kabul etmeleri' açısından aynı çatı altında buluşuyor gibi görünüyor. Fakat deneyimler, bu kabulün belirli bir zaman dönemiyle, yani iktidar dışında kaldıkları dönemle sınırlı olduğunu ifade ediyor. Fakat iktidara gelmek yönündeki stratejik hedeflerini gerçekleştirir gerçekleştirmez siyasi çoğulculuk, bireysel özgürlükler ve demokrasinin ilkeleri geçmişin çöp sepetine atılıyor.

Hamas, Gazze'de Filistin ulusal yönetimine karşı darbe yapıp iktidarı istila ettiği dönemde şehirdeki siyasi ve sosyal güçlerin endişelerini artıracak adımlar atmadı, bu güçlerin kendi düşünsel ve ideolojik kanaatleri doğrultusunda siyasi ve sosyal faaliyetlerde bulunmalarına açıkça itiraz etmedi. Özellikle de Hamas'ın bizzat kendisi seçim sonuçlarının ifadesi ve kabulü olarak iktidara gelmişken... Fakat iktidarını güçlendirir güçlendirmez farklı siyasi güçlere ve özellikle de laik eğilimlere sahip olanlara sınırlama getirmeye başladı.

Hamas kendi siyasi ve fikri kanaatlerini uygurlarken, farklı güçlere siyasi rahatsızlık verip onların haklarını ihlal etmekle yetinmedi. Verdiği rahatsızlık sosyal alanlara ve bireysel özgürlüklere kadar uzandı. Örgüt, Taliban tarzı uygulamaların ilk yapı taşlarını koymaya başladı. Bu uygulamaların sonuncusu, Gazze'deki Filistinli kadın avukatların başörtüsü takmasını zorunlu kılması ve tatilcilerin deniz kıyafeti giymelerinin yasaklanması. Bu kişiler artık Hamas'ın kıyafet anlayışına uygun giyinmek zorunda.

Hamas'a bağlı Yüksek Adalet Konseyi'nin çıkardığı kararla gelen bu yeni eğilim avukatlar sendikası, sivil toplum ve insan hakları örgütlerinden sert tepki alırken, Filistinli entelektüeller de örgütü topluma sert şartlar dayatan bir projeyi hayata geçirme planı yapmakla suçladı. Hamas'ın da diğer siyasal İslami hareketler gibi demokrasi ve çoğulculuğun aksi yönündeki ilkelere dayanan bir hareket olarak kendi yapısından kurtulması mümkün değil. Söz konusu yapı başkalarının özgürlüklerine ve inançlarına saygıyı somutlaştıramıyor.

Hamas'ın ve diğer siyasal İslami güçlerin demokrasiyle ilgili bütün söyledikleri, içinde yaşadıkları toplumların siyasi haritasındaki konumlarıyla bağlantılı konjonktürel tutumlardan ibaret. Zira demokrasi, çoğulculuk ve bireysel özgürlüklere saygı sadece bu güçler iktidar dışındayken veya kendi gündemlerini dayatamadıkları zaman mevcut...

Taliban gibi davranmak zorunda kalacak

Hamas Gazze'deki Filistinlilere Taliban modelini dayatabilir, ancak böyle bir durumda Taliban'la aynı yöntemi de kullanması gerekir. Fakat Filistin toplumundaki sosyal ve siyasi şartlar Taliban'ın iktidara geldiği dönemde Afganistan'da hâkim olan şartlardan farklı. Hamas'ın demokratik girişime katılırken Filistin toplumundan gizlediği gündemini gerçekleştirmesi, bu gündemi belirleyip uygulama emrini verenlerin düşündüğü gibi kolay olmayacak.

Hamas Gazze'de şu an rahat hareket etse de, hedeflerinde başarılı olmak ve İslamcı programını hayata geçirmek için taciz ve şiddete ihtiyaç duyacak. Bu durumda da, siyasal İslami güçlerin fırsatçılığına, dürüst olmadıklarına, demokrasiye, çoğulculuğa ve özgürlüklere karşı olduklarına dair yeni kanıtlar sunulmasına katkıda bulunacak...

(Bahreyn gazetesi Ahbar El Haliç, 29 Temmuz 2009)

Le Monde: 'İncirlik Irak'tan Çekilme Öncesi Hareketleniyor'

e-Posta Yazdır PDF

Fransız Le Monde Gazetesi, Adana'da bulunan İncirlik hava üssüne girerek, üssün Amerika'nın Irak'tan çekilme planları çerçevesinde hareketlendiğini yazdı. Gazete İncirlik hava üssünün Amerika'nın bölgedeki çıkarlarının önemli bir parçası olduğunu belirtti.

Medya dünyasının en önemli gazetelerinden Le Monde İncirlik hava üssüne ilişkin geniş bir habere yer verdi. "İncirlik hava üssü, Amerika'nın stratejik çıkarı" manşetiyle tam sayfaya yakın olarak verdiği haberde, Başkan Barack Obama'nın, Washington'un, Adana'daki İncirlik üssüne yeni bir rol biçtiği belirtildi. Ankara'da çeşitli temaslarda bulunan ve İncirlik hava üssüne giren Le Monde muhabiri Nicolas Bourcier imzasını taşıyan haberde hava üssünün yarım yüzyıldır Amerika tarafından kullanıldığı, son zamanlarda atıl durumda olan üssü yeniden hareketli günlerin beklediği belirtiliyor.

Amerikalı Albay Philip McDaniel'in "Uzun zamandır telefonum çalmıyor ama çok iyi biliyorum ki, şu sıralarda çok yukarılarda İncirlik hakkında konuşuluyor," sözleriyle, Amerika'nın Irak'tan geri çekilmeyi İncirlik üzerinden yapacağının işaretlerini veriyor. Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile Başkan Obama'nın Türkiye ziyaretlerinin, Ankara'nın yeni Ortadoğu politikasında önemli rol oynayacağının önemli işareti olduğuna dikkat çeken gazete, Bush yönetimiyle yaşanan yüksek tansiyonlu ilişkilerin ardından Türkiye'nin Obama yönetimiyle beraber İran, Suriye, İsrail ve Gürcistan'la ilişkilerde kilit roller üstlenebileceğinin altı çiziliyor.

Haberde İncirlik üssünün kuruluş amacına ve tarihçesine de kısa bir vurgu yapılıyor. Soğuk savaş döneminde Moskova'ya 1600 km yakınlıkta kurulan üssün, bütün Ortadoğu'ya yakın bir noktada bulunması ve yıl boyu ortalamanın üzerinde seyreden hava koşulları nedeniyle mükemmel bir operasyon üssü olduğuna dikkat çekiliyor. 1958 yılında yaz krizi boyunca Amerika Lübnan yönetimine İncirlik'ten yardım göndermiş. Ünlü U-2 istihbarat uçakları bu arada uzun süre kamufle edilmiş. Sivil toplum örgütlerine göre Amerika, İncirlik'te B61 tipi 90 nükleer başlıklı füze stok etmiş. Bu konu her iki yönetim tarafından da reddedilse de Le Monde bölgede görev yapan sivil toplum örgütlerinin belgelerine dayanarak yeniden bu iddiayı savunmuş.

Ama İncirlik üssü asıl "ününü" 1990-91 Birinci Körfez Savaşı'nda kazandı. Gazeteye göre, Körfez Savaşı sırasında Amerikan ordusunun karargahına dönüşen İncirlik rampalarından füzeler fırlatıldı. İki operasyona birden olanak veren kapasitesi sayesinde Irak Kürtlerine insani yardım da buradan gitmiş. Ancak Ankara Bush döneminde Irak'a yapılan müdahaleye destek vermeyerek, 2003 yılında, Parlamento kararıyla İncirlik'in kullanılmasına ilişkin kararnameyi reddetmiş.

Le Monde'a göre, 2007 yılında, Amerikan Senatosu'nun Ermeni soykırımına ilişkin karar alması durumunda, Ankara, Washington'u İncirlik aracılığıyla verdikleri lojistik desteği çekmekle tehdit etmiş. Bush yönetimi Senato'daki oylamayı ertelemiş ve PKK ile ilgili sınır ötesi operasyonlarda istihbarat paylaşımı sözü vermiş. Gazete, İncirlik'teki Amerikalı bir askeri yetkilinin, "Artık bu oyun bitti" sözlerine ve Taraf Gazetesi'nin "Türkiye, Amerika ile yaşadığı balayının sembolü olarak İncirlik üssünü yeniden kullanıma açabilir" ifadelerine de dikkat çekiyor. Gazete ayrıca, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Selim Bölme'nin "Diğer üsler ne İncirlik kadar güvenli ne de elverişli" değerlendirmesini de aktarmış. Bölme, Amerika'nın Irak'tan çekilmek için stratejik olarak İncirlik'ten daha uygun bir nokta bulunmadığını belirtiyor.

Şu anda Amerika'nın Irak'a giden askeri kargo uçaklarının yüzde 50'si İncirlik'ten geçiyor. Her gün 6 ila 8 arasında C17 tipi uçak İncirlik'ten havalanıyor, bunlardan 2'si Afganistan'a gidiyor. Bugün 1500'ü asker olmak üzere 4 bin 500 Amerikalı üste görev yapıyor.

Arzu Çakır
Paris
05/05/2009

Sayfa 1 / 4

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3801
mod_vvisit_counterDün3467
mod_vvisit_counterBu Hafta3801
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay20226
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü527755