Ulusal Gündem

Monday, Sep 06th

Last update:12:29:02 PM GMT

You are here: SİYASET Yabancı Gözüyle

Yabancı Gözüyle

Rusya ile anlaşma Nabucco’yu öldürdü mü?

e-Posta Yazdır PDF

Türkiye ile Rusya arasında imzalanan enerji antlaşmaları Avrupa'da büyük yankı uyandırdı. Ankara'nın Güney Akım'a desteği ise Nabucco'nun geleceği hakkında soru işaretleri yarattı. Dr. Altmann gelişmeleri değerlendirdi

 

Rusya Başbakanı Vladimir Putin'in Ankara ziyareti sırasında imzaladığı anlaşmalar, Rusya'nın dünya enerji piyasasındaki elini daha da güçlendirirken, Türkiye'ye de "uluslararası enerji terminali" olma imkânı sunuyor.

Ancak Türkiye ile Rusya arasında enerji işbirliği, Avrupa'da bazı soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Bazı yorumculara göre, Türkiye'nin Rusya destekli "South Stream" yani Güney Akım'a destek verme kararı, Avrupa Birliği için büyük önem taşıyan Nabucco projesine büyük darbe vuracak.  Türkiye'nin enerji satrancında "ikili oynadığını" öne süren kimi yorumculara göre ise Ankara, kısa dönemli ekonomik çıkarların peşinden koşarken, stratejik açıdan hatalı adımlar atıyor.

Dr. Franz-Lothar AltmannAlmanya'nın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Güneydoğu Avrupa Topluluğu uzmanlarından, aynı zamanda Berlin merkezli Bilim ve Politika Vakfı'nın da eski mensubu olan Dr. Franz-Lothar Altmann, sorularımızı yanıtladı:

DW: Size göre Türkiye ile Rusya arasında Güney Akım projesine ilişkin imzalanan anlaşma, Avrupa'nın doğalgaz bakımından Rusya'ya bağımlılığını azaltmayı hedefleyen Nabucco projesinin hayata geçirilmesi açısından bir tehdit oluşturuyor mu?

ALTMANN: Bu gayet tabi ki ilk sırada Nabucco'ya karşı bir proje. Çünkü Nabucco'yla Orta Asya'dan ve ümit ediyorum ki İran'dan, Batı, Orta ve Güney Avrupa'ya doğalgazın ulaştırılması öngörülüyor. Yani söz konusu olan Rus gazı değil. Güney Akım'daysa Rus gazının Avrupa'ya getirilmesi öngörülüyor. İşte bu noktada AB oturup düşünmeli. Zira AB sadece boru hatları bakımında çeşitlilik istemiyor aynı zamanda üretici bakımından da çeşitlilik istiyor. Yani şu anda Rusya'ya olan mevcut bağımlılığımız Güney Akım ile hafiflemez, aksine artar. Oysa ki Nabucco tam da ülke çeşitliği yoluyla Rusya'ya olan bu bağımlılığı hafifletmeyi öngörüyor.

DW: Avrupa basınında Türkiye'nin ikili oynadığı yönünde yorumlar yapılıyor; bu görüşe katılıyor musunuz?

ALTMANN: Evet ve hayır. İlk olarak her ülkenin kendi çıkarlarını korumak ve kendine güçlü bir pazarlık zemini inşa etmek istemesini kabullenmek lazım. Türkiye'nin Avrupa'ya karşı güçlü bir kozu var şimdi. Şimdi ‘biz Rusya'yla da görüşüyoruz, size muhtaç değiliz' diyerek bunu yapıyor. Bu son dönemde Ankara'nın uyguladığı bir taktikti, Nabucco'yla Avrupa üzerine baskı kurulmak istendi. Yani Avrupa'ya ‘biz sizin enerji güvenliğiniz için önemli bir faktörüz' deniyordu. Şimdi buna bir de bu Güney Akım kozu eklendi. Ama şu da görülmeli ki Güney Akım'da sadece Türkiye değil, İtalyanlar da yer alıyor. Sayın Berlusconi de törende hazır bulundu ve fiilen İtalyan 'ENI' şirketini temsil etti. Yani AB de bu konuda bir bütün halinde hareket etmiyor.

DW: Uzmanlar Güney Akım'ın hayata geçirilmesi halinde Avrupa için doğalgazın çok daha pahalıya mâl olacağı konusunda uyarıyor. Bu proje fiyatları nasıl etkiler?

ALTMANN: İşte kaygı da tam da bu. Bir üreticinin tekel konumu güçlendikçe fiyatlar dâhil koşulları dikte etme gücünü de elde ediyor.

DW: Türkiye'nin doğalgazın yanı sıra petrol ve nükleer alanlarda da Rusya ile bir dizi anlaşma imzalandı. Türkiye'nin bir enerji üssüne dönüşme arzusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALTMANN: Türkiye'nin gerçekten de güçlü bir pozisyonu var enerji konularında. Türkiye bu durumdan sadece para kazanmayacaktır. Siyasi olarak da bununla müzakere edebilir. Tam da AB ile müzakere sürecindeki Türkiye'nin özgüveni güçlenecektir.

DW: Peki Nabucco ile Güney Akım arasındaki bu rekabet sürecinde AB nasıl bir politika izlemeli?

ALTMANN: Olabilecek en iyi politika Nabucco'nun hızlı bir şekilde hayata geçirilmesidir. Çünkü Güney Akım'ın asıl hedefi Nabucco'yu engellemektir. Ve Nabucco gerçekten de Avrupa'nın Rusya'ya bağımlılığının azaltılması anlamına gelecektir. Burada hakikaten çeşitlilik artırılmalı ve bu noktada Nabucco bunu sağlayacak tek seçenek.

Söyleşi: Değer Akal

Editör: Murat Çelikkafa

Fethullah Gülen'in Büyük İhtirası

e-Posta Yazdır PDF

Fethullah Gülen'in Büyük İhtirası
Türkiye'deki İslamcılık Tehlikesi

by Rachel Sharon-Krespin
Middle East Quarterly
Winter 2009

Avrupa Türkiye'ye kartlarını açık oynamalı

e-Posta Yazdır PDF

DW Brüksel muhabirlerinden Christoph Hasselbach, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Brüksel gezisini ve AB içinde Türkiye'nin üyeliğine muhalefetin nedenlerini yorumluyor:

Türkiye Başbakanı Erdoğan'ın hayal kırıklığı giderek artıyor. Büyük hedefi olan AB üyeliği yolunda bir dizi reform yaptı. Diğer yandan Rusya ve Ukrayna arasındaki doğalgaz krizinde de alternatif transit rota olarak Türkiye'nin enerji politikaları alanında önemi daha da arttı. Peki tüm bunlar AB tam üyeliği yolunu açmak için yeterli değil mi? Müzakere başlıkları bir bir açılıyor ve süreç yavaş da olsa işliyor. Ama Erdoğan ve Türkler'in çoğu AB'nin, Türkiye'nin tam üyeliğini istemediğini hissediyor.

Haaretz: Erdoğan’ın iki yüzlülüğü, İsrail-Türkiye bağlarına zarar vermez

e-Posta Yazdır PDF
Analizde “Erdoğan’ın iki yüzlülüğü, İsrail-Türkiye bağlarına zarar vermez” ifadesini kullanırken Türkiye’nin politikasının bir “çelişkiler yumağı” olduğunu da öne sürdü. Gazete, ayrıca Başbakan Erdoğan için “İsrail liderlerine ilk defa bağırmıyor. Bir bucuk yıl öncesi kadar Ankara’da misafir ettiği Şimon Peres’e bağırmıştı. Ve bundan önce eski Başbakan Ariel Şaron için ‘terörist’ demişti” diye yazdı.

Hamas'ın hangi yüzü?

e-Posta Yazdır PDF
Bundan iki yıl önce Hamas lideri Halid Meşal, üslenmis olduğu Suriye'nin başkenti Şam'daki ofisinin duvarında asılı bir dizi fotoğrafa işaret etmişti.

"Bunlar büyük şehitlerimizden bazıları." demişti. Bitirdiği zaman kendisine "İsraillilerin sizin fotoğrafınızı da buraya eklemeyi çok isteyeceklerine bahse girerim." dedim. Güldü ve "Benim için onur olur." dedi.

Yaşama ve ölüme yaklaşım -beşikten mezara- Hamas'ın faaliyetlerinde hiç eksik olmayan bir tema.

2002 yılında Hamaslı iki gencin, Muhammed Fatih ve Sakr el-Bul'un cenaze törenlerine katılmıştım.

Her iki genç de bir İsrail tankının altında kalmıştı.

Muhammed'in babası bana "Kederliyim, zira ben kendi yaşamımı feda edemedim. Ama aynı zamanda bir başka nedenle kederli değilim; zira şehit verebileceğim sekiz oğlum daha var." demişti.

Baba, oğlu Muhammed'in şimdi cennetin en üst katlarında olduğunu söylemişti.

Tüm "cihat" savaşçıları ve intihar bombacılarıyla birlikte...

"İsrail'le barış mı?" diye sormuştu el-Bul... "Hayır, imkânsız!" diye devam etmişti.

Meşru hedef

Hamas, davası için İsrail'deki okullara, evlere, kliniklere roket atmaya hazır olduğunu defalarca göstermişti.

Hamas yandaşlarına göre tüm İsrailliler meşru birer hedef...

Hamas'ın kuruluş yönetmeliğinde "İsrail'in tamamının Müslümanlara ait olduğu ve bunun hiçbir uzlaşma kabul etmeyeceği" kesin bir dille belirtiliyor.

"İslamiyet, tüm Müslüman topraklarda yönetime sahip olmalıdır." deniyor. Nokta.

Ama bu Hamas'ın yalnızca bir yüzü...

Karşılaştığım Hamas yandaşı erkek ve kadınların çoğu kibar, hatta canayakın insanlar.

Gazze'deki önde gelen Hamas lideri Dr. Mahmud Zehar gibi...

Bir defasında, evinde, Dr. Zehar'ın yakındaki camiden dönmesini bekliyordum.

Oğullarından biriyle masa tenisi oynadım ve kaybettim. Haftalar sonra Dr. Zehar aynı evde, bir İsrail hava saldırısında öldü.

Ancak 2006'nın sonları ve 2007'nin başlarında, İslami Direniş Hareketi faaliyetlerini İsrail'e karşı verdiği savaş üzerinde değil, ezelî rakibi El Fetih'e karşı mücadelesi üzerinde yoğunlaştırmıştı.

Filistinliler arasındaki bu korkunç çatışma ruhu benden büyük hayret uyandırmıştı.

Birçok kişi ele geçirildikten sonra vurularak öldürülüyordu.

Şifa Hastanesi'nde gördüğüm karnı süngüyle yarılmış sakallı bir adamın ölümüne tanık oldum.

Azar azar

Hamas, kuvvet kullanarak kontrolü ele geçirdiğinden bu yana Gazze toplumu üzerinde sıkı İslami kurallar koyma konusunda çok da fazla bir şey yapmadı.

Gazzeliler zaten o denli muhafazakâr ki, var olan tek sinema da çoktan kapanmıştı.

Hamas militanı
Hamas yandaşlarına göre tüm İsrailliler meşru birer hedef

Bununla birlikte, birkaç gün önce Hamas'ın tam anlamıyla Şeriat uygulamasına geçme girişimlerinde bulunduğu haberleri geldi.

Yani "Filistinlilerin moralini bozucu" eylemlerin de arasında yeraldığı "suç"lar işleyenlerin sağ elinin kesilmesi, hatta idam cezası verilmesinden söz ediliyor.

Arapça yayımlanan El Hayat gazetesinde bunu okuduğumda Gazze'nin Hamas yönetimi altındaki ilk gününü hatırladım.

Akdeniz kıyısındaki bir plajda yer alan kulübün dışında bir Hamas üyesi, elindeki yarı otomatik Kalaşnikofu havaya sallıyordu.

Kulüp kadın ve erkeklerin ahlaksızlık yaptıkları bir yer olduğundan, arkadaşlarının işletmeyi yaktığını söyledi.

Hamas üyesi, "Tam anlamıyla İslamiyeti getireceğiz buraya." dedi. Ama ekledi:

"Ancak daha değil... İnsanlar henüz hazır değil. Ama yavaş yavaş, azar azar yapacağız bunu."

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
 

ORTA DOĞU

Başar Şeker

BAŞAK SEREN MUYAN

Sanat

SAYAÇ

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün3796
mod_vvisit_counterDün3467
mod_vvisit_counterBu Hafta3796
mod_vvisit_counterGeçen hafta22067
mod_vvisit_counterBu Ay20221
mod_vvisit_counterGeçen Ay93593
mod_vvisit_counterTümü527750